İbrahim Ertaş, yaptığı basın açıklamasında artan hayat pahalılığının kamu çalışanları ve emeklilerin bütçesini zorladığını ifade etti. Kira, gıda, ulaşım, eğitim ve enerji giderlerindeki artışların dar ve sabit gelirli vatandaşlar üzerindeki yükü ağırlaştırdığını belirten Ertaş, ücret politikasının değişen ekonomik şartlara göre güncellenmesi çağrısında bulundu.
MAAŞ ARTIŞLARI ENFLASYON KARŞISINDA ERİYOR
Ertaş, açıklamasında TÜİK verilerine göre Eylül 2026'da tüketici enflasyonunun aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 29,73 olduğunu, yılbaşından eylül sonuna kadar toplam fiyat artışının yüzde 24,32'ye ulaştığını belirtti.
Bu rakamların vatandaşların günlük yaşamına doğrudan yansıdığını vurgulayan Ertaş, şunları söyledi:
"Bu rakamlar; mutfakta küçülen sofradır, pazarda filesi dolmayan vatandaştır, artan kira bedelidir, çocuğunun eğitim masrafını karşılamakta zorlanan ailedir."
Temmuz ayında kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarına yapılan yüzde 7'lik artışa değinen Ertaş, yılın ikinci yarısındaki kümülatif enflasyonun yüzde 5,6 seviyesine ulaşmasının, maaş artışının önemli bir bölümünün birkaç ay içinde eridiğini gösterdiğini ifade etti.
ENFLASYON FARKININ ÜZERİNE REFAH PAYI TALEBİ
Enflasyon beklentilerindeki yükselişe de dikkat çeken Ertaş, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının mayıs ayında yüzde 26 olarak açıkladığı 2026 yıl sonu enflasyon tahminini ağustosta yüzde 28'e yükselttiğini belirtti. Ağustos ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'nde yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 29,4 olduğunu aktardı.
Maaş artışlarının geçmiş ekonomik varsayımlar üzerinden belirlenmesini kabul etmediklerini söyleyen Ertaş, "Ekonomik şartlar değişmişse, maaş politikası da değişmelidir" dedi.
Enflasyon farkının ücret artışı olarak sunulmaması gerektiğini vurgulayan Ertaş, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Enflasyon farkı bir zam değildir. Enflasyon farkı, kaybedilen alım gücünün telafisidir. Bu nedenle kamu çalışanlarına yalnızca geçmiş enflasyonu telafi eden artışlar değil, refah payını da içeren gerçek anlamda bir ücret artışı yapılmalıdır."
ADIYAMAN'DA DEPREM SONRASI GEÇİM YÜKÜNE DİKKAT ÇEKTİ
Deprem bölgesi Adıyaman'da barınma, kira, ulaşım ve günlük yaşam maliyetlerinin kamu çalışanlarının bütçesini zorlamaya devam ettiğini belirten Ertaş, çalışanların görevlerini yerine getirirken ailelerinin geçimini sağlama mücadelesi de verdiğini söyledi.
Adıyaman'ın yeniden imarında görev üstlenen kamu çalışanlarının ekonomik olarak desteklenmesi gerektiğini ifade eden Ertaş, deprem bölgesinde çalışanların ekonomik ve sosyal şartlarının ayrıca ele alınmasını istedi.
VERGİ YÜKÜNÜN AZALTILMASI VE KAYIPLARIN TELAFİSİ İSTENDİ
Türkiye Kamu-Sen'in taleplerini sıralayan Ertaş, kamu çalışanları ve emeklilerin alım gücünün korunmasını, geçmiş dönem kayıplarının telafi edilmesini ve refah payının ücret politikasına kalıcı ve düzenli biçimde dahil edilmesini istedi.
Vergi dilimlerindeki adaletsizliğin giderilmesi ve çalışanların vergi yükünün azaltılması çağrısında bulunan Ertaş, en düşük kamu çalışanı maaşı ile emekli aylığının insan onuruna yaraşır bir seviyeye yükseltilmesi gerektiğini belirtti.
Taleplerinin emeğin karşılığının alınması ve çalışanların geleceğe güvenle bakabilmesi olduğunu söyleyen Ertaş, "Kamu çalışanı geçim derdine değil, görevine odaklanmalıdır" ifadelerini kullandı.
Kaynak : PERRE