Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Anadolu Selçuklu Devleti'nin en sancılı dönemlerinden birinde yaşandığını belirttiği bir olayı gündeme taşıyarak, Kahta Kalesi ile Osmanlı hanedanı arasında dikkat çekici bir tarihsel bağ bulunduğunu söyledi.
Dalyan'ın aktardığına göre, Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev, uç bölgelerdeki Türkmen boylarını ve Kayı aşiretini kontrol altında tutmak, devlete karşı olası bir başkaldırıyı önlemek amacıyla sert bir politika izledi.
Bu politikanın bir parçası olarak Ertuğrul Gazi soyundan bir şehzadenin rehin alınarak Kahta Kalesi'ne hapsedildiğini belirten Dalyan, söz konusu olayın Müneccimbaşı Ahmed Derviş Efendi'nin "Sahaifü'l-Ahbar" adlı eserinde yer aldığını ifade etti.
'KAHTA KALESİ'NDE YILLARCA REHİN TUTULDU'
Dalyan, şehzadenin uzun yıllar Kahta Kalesi'nde rehin tutulduğunu ve daha sonra kaleden çıkarak bölgede önemli bir güç kazandığını belirtti.
Bu hanedan kolunun zaman içerisinde bölgede etkili hale geldiğini ifade eden Dalyan, olayın yalnızca Kahta tarihi açısından değil, Osmanlı hanedanının Güneydoğu Anadolu ile ilişkileri bakımından da dikkat çekici olduğunu söyledi.
YILDIRIM BAYEZİD'İN MALATYA SEFERİNDE SARAYA UZANAN BAĞ
Dalyan, bu hanedan kolunun tarih sahnesine yeniden çıkışının I. Yıldırım Bayezid'in 1392 yılındaki Malatya seferi sırasında gerçekleştiğini ifade etti.
Dalyan'ın aktardığına göre, şehzadenin torunları Halil Bey, Baban Bey ve Ahmet Bey, Osmanlı ordusunun bölgeye gelişini fırsat bilerek Yıldırım Bayezid'in huzuruna çıktı.
Bu isimlerin, atalarının Selçuklu döneminde Kahta Kalesi'nde yaşadığı süreci ve Osmanlı hanedanıyla aynı soy kütüğüne mensup olduklarını anlattığını belirten Dalyan, Yıldırım Bayezid'in onları büyük bir ilgi ve hüsn-i kabul ile karşıladığını kaydetti.
'UNUTULMUŞ BİR KÖK HİKAYESİ'
Prof. Dr. Dalyan, Kahta Kalesi'nde başlayan bu tarihsel sürecin zamanla bölgedeki hakimiyete ve Osmanlı sarayıyla kurulan ilişkiye uzandığını belirterek, olayın "unutulmuş bir kök hikayesi" olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Dalyan, bu anlatının Kahta'nın yalnızca askeri ve siyasi tarihine değil, bölgenin soy, aile ve yerel hafıza geçmişine de yeni bir bakış sağlayabileceğini söyledi.
'BUGÜN KAHTA'DA OSMANLI HANEDANININ İZLERİ VAR MI?'
Dalyan, tarihsel anlatının günümüze uzanan en önemli sorusunun ise bu hanedan kolunun devam edip etmediği olduğunu belirtti.
"Asırlar önce Kahta Kalesi'nin sarp surları arasında başlayan ve bölgenin hakimiyetine kadar uzanan bu hanedan kolunun soyundan gelenler, acaba bugün hala Kahta'da veya Adıyaman coğrafyasında yaşıyor olabilir mi?" sorusunu gündeme getiren Dalyan, bu konunun yerel tarih ve aile kökenleri bakımından araştırılmaya değer olduğunu ifade etti.
Dalyan, Kahta ve Adıyaman'daki aile geçmişleri, sözlü tarih anlatıları ve eski soy kayıtları üzerinde yapılacak çalışmaların, söz konusu hanedan kolunun günümüze kadar ulaşıp ulaşmadığı konusunda yeni bilgiler ortaya çıkarabileceğini kaydetti.
Kaynak : PERRE