Siyonist terör örgütü, dünyanın gözünün içine baka baka tüm kutsalları, insani değerleri ayaklar altına alarak bombalamaya devam ediyor diyen Yapıcıoğlu, “Yasaklı silahları kullanıyor. Fosfor bombaları atıyor. Çocuk hastanesinin üzerine fosfor bombası atacak kadar gözü karardı. Her türlü vahşeti sergiliyor. Buna da gerekçe sunuyor. Diyor ki, '7 Ekim sabahı Kassam Tugayları bana saldırdı, şu kadar füze attı. Ben de misilleme yapıyorum.' Gerekçe bu. Siyonist vahşeti temize çıkarmak isteyenler, zihinleri siyonizmin işgali altında olanlar, aklını kullanma yeteneğine sahip olmayan bazı zavallılar ve insanlığını kaybetmiş olanlar bu hikayeye inanıyor" dedi. Yapıcıoğlu, "Bundan sonra da durmayacaklar. İşgal adım adım genişledi. Şimdi küçük küçük noktalar şeklinde, birbiriyle bağlantısız, birbirinden kopuk mahallelerde Filistinliler yaşıyor. Yaşadıkları alanlar sürekli daha küçük parçalara bölünüyor. Bu, bize şunu gösteriyor. Eğer esaslı bir direniş olmasaydı Gazze çoktan siyonist çetelerce tümüyle işgal edilecekti" diye konuştu. Yapıcıoğlu, "Tüm İslam alemine sesleniyorum. Hak ile batılın bu kadar ayrıştığı bir zamanda hiç olmazsa bu meselede tek saf olalım. Sıkılmış bir yumruk gibi zulmün karşısında duralım. İki taraftan bahsediliyor, taraflara çağrılar yapıldı. Evet iki taraf var. Ama bir tarafta zalim, diğer tarafta mazlum var. Bir tarafta işgalci, diğer tarafta kendi topraklarını korumaya çalışan direnişçiler var. Bir tarafta kendi ağırlığının yüzlerce katı bir bombayla parçalanmış bebekler var, öte tarafta bebekleri öldürmeyi kendisine hak gören bir cinayet şebekesi var. Bir tarafta gasp ve hırsızlar var, öbür tarafta toprağına, evine, ailesine sahip çıkmaya çalışan Müslümanlar var. Durum bu kadar açık ve net. Zalim ve mazlum bu kadar birbirinden ayrılmışken tarafsız kalmak zulme taraf olmaktır" ifadesini kullandı.

Kaynak : PHA