Güçlüer: 'Türkiye ile Azerbaycan kardeşliği ortak projelerle geleceğe taşınmalı'

(Berfin GÜRBÜZ) - Türk Ocakları Adıyaman İl Başkanı Doç. Dr. Kadir Güçlüer, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihi ve kültürel kardeşliğin eğitim, bilim, sanat ve ortak projelerle güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

GÜNCEL - 04-11-2026 22:29

Üniversitelere ve sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düştüğünü vurgulayan Güçlüer, 'Adıyaman'daki bir öğrenciyle Gence'deki bir öğrencinin aynı projede çalışmasını, Bakü'deki bir bilim insanıyla Anadolu'daki bir araştırmacının ortak bir soruna çözüm aramasını önemsemeliyiz' dedi.

Türk Ocakları Adıyaman İl Başkanı Doç. Dr. Kadir Güçlüer, 'Aras'ın İki Yakasında Aynı Yürek' başlıklı yazısında Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin tarihsel, kültürel ve toplumsal boyutlarını değerlendirdi. İki ülke arasındaki kardeşliğin yalnızca ortak geçmişle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Güçlüer, gençlerin eğitim, bilim ve kültür alanlarında birlikte çalışmasının önemine dikkat çekti.

Azerbaycan'ın Türk milletinin hafızasında özel bir yere sahip olduğunu ifade eden Güçlüer, iki toplum arasındaki yakınlığı şu sözlerle anlattı:

"Bazı kelimeler, bir milletin hafızasında sözlükteki anlamından daha geniş bir yer tutar. Bizim için 'Azerbaycan' böyle bir kelimedir. Söylendiğinde bir ülkeyle birlikte tanıdık bir ses, bir türkü, bir yüz gelir aklımıza. Bakü'den yükselen bir ezgide kendi hüznümüzü duyar, Azerbaycanlı bir çocuğun konuşmasında evimizin sıcaklığını hissederiz.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğin en güçlü tarafı da budur: İnsan, karşısındakini tanımadan önce kendine yakın bulur."

'TEK MİLLET, İKİ DEVLET ANLAYIŞI HER KUŞAĞIN SORUMLULUĞUDUR'

Azerbaycan'ın eski Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in 'Tek millet, iki devlet' sözünü hatırlatan Güçlüer, bu anlayışın gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini belirtti.

Güçlüer, "Haydar Aliyev'in 'Tek millet, iki devlet' sözü, bu yakınlığı milletin hafızasına yerleşen bir açıklıkla ifade eder. Bu sözün taşıdığı anlamı yaşatmak ise her kuşağın yeniden üstlenmesi gereken bir sorumluluktur" ifadelerini kullandı.

1918'DEKİ BAKÜ HAREKATI VE 1991'DEKİ BAĞIMSIZLIK

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihi bağlara değinen Güçlüer, 1918 yılında Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'nün kurtuluşunda üstlendiği rolü hatırlattı.

Güçlüer, "Tarih, bu sorumluluğun yerine getirildiği güçlü örnekler sunar. 1918'de Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun Azerbaycan'a uzanan yolu ve Bakü'nün kurtuluşunda üstlendiği görev, ortak hafızamızın en kıymetli sayfalarındandır. O topraklarda hayatını kaybeden insanların bıraktığı miras, kardeşliğin gerektiğinde ağır bir bedeli göze almak olduğunu anlatır" dedi.

Azerbaycan'ın Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde yeniden bağımsızlığını kazanmasının ardından Türkiye'nin 9 Kasım 1991 tarihinde ülkenin bağımsızlığını tanıyan ilk devlet olduğunu anımsatan Güçlüer, "Aradan yıllar geçti, siyasi şartlar değişti. Azerbaycan yeniden bağımsızlığına kavuştuğunda onu tanıyan ilk devlet, 9 Kasım 1991'de Türkiye oldu. Bu kararın milletimizin gönlündeki karşılığı, uzun zamandır beklenen bir kavuşmanın sevinciydi" ifadelerini kullandı.

'AZERBAYCAN'I SEVİYORUZ AMA NE KADAR TANIYORUZ?'

İki ülke arasındaki kardeşlik bağlarının kültürel ve bilimsel çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Güçlüer, özellikle gençlerin birbirlerinin edebiyatını, sanatını ve düşünce dünyasını tanımasının önemine dikkat çekti.

Güçlüer, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Fakat kardeşlik üzerine konuşurken kendimize şu soruyu da sormalıyız: Birbirimizi ne kadar tanıyoruz?

Azerbaycan'ın sevincini paylaşan gençlerimiz onun edebiyatını ne kadar okuyor? Bahtiyar Vahapzade'nin şiirleriyle, Üzeyir Hacıbeyli'nin eserleriyle kaç öğrencimiz tanışıyor? Azerbaycanlı bir gencin Türkiye'ye duyduğu yakınlığı, ortak bir araştırmaya, kalıcı bir dostluğa, birlikte üretilmiş bir esere dönüştürmek için neler yapıyoruz?

Bu soruların cevabı, kardeşliğimizin geleceğini de belirleyecektir."

'ADIYAMAN'DAKİ ÖĞRENCİYLE GENCE'DEKİ ÖĞRENCİ AYNI PROJEDE ÇALIŞMALI'

Üniversitelerin Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini belirten Güçlüer, öğrenci değişim programları, ortak bilimsel araştırmalar ve akademik yayınların artırılması çağrısında bulundu.

Güçlüer, "Bu anlamda üniversitelere bu konuda büyük görev düştüğünü düşünüyorum. Öğrenci değişimleri, ortak araştırmalar, birlikte hazırlanan yayınlar ve gençlerin birbirlerinin şehirlerinde geçireceği zaman, iki ülke arasındaki bağı gündelik hayatın içine taşır. Birlikte çalışan iki genç araştırmacı, zamanla birbirinin ülkesini de daha iyi anlar. O anlayış, ailelere ve yeni kuşaklara ulaşır" dedi.

Adıyaman ile Azerbaycan şehirleri arasında da akademik ve kültürel iş birlikleri kurulabileceğini ifade eden Güçlüer, "Adıyaman'daki bir öğrenciyle Gence'deki bir öğrencinin aynı projede çalışmasını, Bakü'deki bir bilim insanıyla Anadolu'daki bir araştırmacının ortak bir soruna çözüm aramasını önemsemeliyiz. Mühendislikten sanata, tarımdan tıbba kadar pek çok alanda kurulabilecek bu ilişkiler, kardeşliğe emek ve üretim kazandırır" ifadelerini kullandı.

Günün Diğer Haberleri