"SANAT, KOLDAKİ ALTIN BİLEZİKTİR"
Yılmaz, büyüklerin sıkça dile getirdiği "Sanat, koldaki altın bileziktir" sözünün bugün her zamankinden daha anlamlı hale geldiğini belirterek, ailelerin çocuklarının geleceğine ilişkin tercihlerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini ifade etti.
Anne ve babaların evlatları için her zaman en iyisini istediğini belirten Yılmaz, ailelerin yıllarca büyük fedakârlıklarla çocuklarını okutmaya çalıştığını söyledi. Yılmaz, "Yıllarca dişimizi tırnağımıza taktık; yeri geldi güneşte, yeri geldi tezgâhta ter döktük. Yemedik yedirdik, giymedik giydirdik. Saçımızı süpürge ettik ki çocuklarımız okusun, ellerinde dört yıllık bir diplomaları olsun, masa başı temiz bir iş bulup kendilerini kurtarsınlar" ifadelerini kullandı.
"ANA BABA YÜREĞİ HAKLIDIR AMA DEVİR DEĞİŞTİ"
Anne ve babaların çocuklarının yorulmasını, zahmet çekmesini istememesinin doğal olduğunu belirten Yılmaz, ancak değişen dünya koşullarına rağmen velilerin "Çocuğum illa üniversite okusun da ne okursa okusun" anlayışından yeterince uzaklaşamadığını vurguladı.
Yılmaz, "Ana baba yüreği haklıdır; evladının yorulmasını, kendisi gibi zahmet çekmesini elbette istemez. Ancak iğneyi biraz da kendimize batıralım; devir değişti ama biz velilerin 'Çocuğum illa üniversite okusun da ne okursa okusun' sevdası pek değişmedi" dedi.
Bugün toplumda iki farklı tabloyla karşı karşıya kalındığını belirten Yılmaz, bir yanda üniversite diploması olmasına rağmen iş arayan gençlerin, diğer yanda ise sanayi ve üretim alanında eleman bulmakta zorlanan işletmelerin bulunduğunu ifade etti.
"BİR YANDA DİPLOMALI İŞSİZ GENÇLER, DİĞER YANDA ELEMAN BULAMAYAN SANAYİ VAR"
Mustafa Yılmaz, yazısında özellikle üniversite diplomasına rağmen iş bulamayan gençlerin durumuna dikkat çekti.
Yılmaz, "Bugün etrafımıza, akrabalarımıza, komşularımıza bir bakalım. Bir yanda ellerinde üniversite diplomasıyla iş arayan, aydan aya evden harçlık beklerken boynu bükülen, kafelerde umutsuzca vakit öldüren gencecik evlatlarımız var. Diğer yanda organize sanayi bölgelerine veya fabrikalara gittiğinizde, işletme sahiplerinin şu feryadını duyuyorsunuz: 'Eleman bulamıyoruz!'" ifadelerine yer verdi.
Bu nedenle teknik eğitimin hem dünyada hem de Türkiye'de çocukların geleceği açısından yeniden düşünülmesi gerektiğini belirten Yılmaz, mesleki eğitimin artık ihmal edilemeyecek bir gerçeklik olduğunu söyledi.
"GELİŞMİŞ ÜLKELER GENÇLERİNİ MESLEKİ EĞİTİME YÖNLENDİRDİ"
Yılmaz, yazısında Almanya başta olmak üzere sanayi ve teknoloji alanında gelişmiş ülkelerin başarısına da dikkat çekti.
Pek çok kişinin hayranlıkla baktığı ülkelerin bütün gençlerini masa başı memur yaparak kalkınmadığını ifade eden Yılmaz, bu ülkelerin gençlerini lise çağından itibaren mesleki ve teknik eğitime yönlendirerek üretim gücünü artırdığını belirtti.
Yılmaz, "O çok imrendiğimiz, pek çoğumuzun gurbetçi akrabasının olduğu Almanya veya 'Adamlar ne teknoloji yapıyor' dediğimiz ülkeler nasıl bu kadar zengin oldu sanıyorsunuz? Bütün gençlerini masa başı memur yaparak mı? Elbette hayır. Onlar gençlerini daha lise çağından itibaren mesleki ve teknik eğitime yönlendirerek bu başarıyı yakaladılar" dedi.
"TEKNİK OKULA GİTMEK OKUYAMAYAN ÇOCUĞUN KADERİ DEĞİLDİR"
Gelişmiş ülkelerde teknik okula gitmenin başarısızlık olarak görülmediğini vurgulayan Yılmaz, meslek öğrenmenin kendi geleceğini kurmak isteyen gençler için güçlü bir seçenek olduğunu ifade etti.
Yılmaz, "O ülkelerde teknik okula gitmek, meslek öğrenmek 'okuyamayan, notu düşük çocuğun kaderi' değildir. Tam tersine, en zeki çocukların, geleceğini kendi elleriyle kurmak isteyenlerin koşa koşa gittiği okullardır" değerlendirmesinde bulundu.
Bu ülkelerde teknisyenlerin toplumda değer gördüğünü belirten Yılmaz, öğrencilerin lise çağında fabrikalarda işi öğrendiğini, para kazandığını ve mezun olduklarında işsizlik korkusu yaşamadığını söyledi.
"MESLEK LİSELERİNE YILLARCA ŞAŞI BAKILDI"
Türkiye'de ise uzun yıllar meslek liselerine ve teknik eğitime olumsuz bir gözle bakıldığını ifade eden Mustafa Yılmaz, ailelerin zaman zaman yanlış bir gururla çocuklarının yeteneklerini görmezden geldiğini belirtti.
Yılmaz, "Bizim ülkemizde ise yıllarca meslek liselerine, teknik eğitime maalesef şaşı bakıldı. 'Çocuğum meslek lisesine gidiyor demesinler, el âlem ne der?' diye yanlış bir gurur yaptık" dedi.
Çocukların el becerisi, makineye, elektriğe ve teknolojiye yatkınlığı olduğu halde sırf etiket kaygısıyla farklı alanlara yönlendirildiğini belirten Yılmaz, bu yaklaşımın gençlerin geleceğini olumsuz etkilediğini ifade etti.
"SANAYİNİN ARA ELEMANI DEĞİL, ARANAN ELEMANI OLDULAR"
Yılmaz, bugün sanayide işini bilen bir elektrik-elektronik ustasının, mekatronik teknisyeninin ya da bilgisayarlı makine operatörünün kolaylıkla iş bulabildiğini ve iyi gelir elde edebildiğini söyledi.
Mustafa Yılmaz, "Bugün sanayide işini bilen iyi bir elektrik-elektronik ustası, bir mekatronik teknisyeni, bir bilgisayarlı makine operatörü, masa başında oturan birçok kişiden çok daha kolay iş buluyor ve inanın çok daha iyi paralar kazanıp yuvasını rahatça geçindiriyor. Onlar artık sanayinin ara elemanı değil, patronların mumla aradığı aranan elemanları oldular" ifadelerini kullandı.
"SANAYİDE YAĞ PAS İÇİNDE KALMA DEVRİ ESKİDE KALDI"
Velilerin sıkça dile getirdiği "Çocuğum sanayide yağ pas içinde mi kalsın?" endişesine de değinen Yılmaz, sanayi ve üretim alanlarının artık eski anlayışla değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Yılmaz, "Kıymetli anne babalar, o devir eskide kaldı. Şimdiki ustalar bilgisayarlarla, ekranlı akıllı cihazlarla, robotlarla, güneş enerjisi panelleriyle çalışıyor. Yani el becerisiyle bugünün teknolojisini birleştiriyorlar" dedi.
Teknik eğitimin artık yalnızca geleneksel ustalık değil, teknolojiyle iç içe bir üretim becerisi kazandırdığını ifade eden Yılmaz, çocukların yeteneklerine uygun alanlara yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
"ÇOCUĞUNUZUN ELİ BİR ŞEYLERİ SÖKÜP TAKMAYA YATKINSA ÖNÜNÜ KAPATMAYIN"
Mustafa Yılmaz, anne ve babalara çocuklarının ilgi alanlarını dikkatle gözlemlemeleri çağrısında bulundu.
Yılmaz, "Eğer çocuğunuzun eli bir şeyleri söküp takmaya yatkınsa, alet edevatla uğraşmayı seviyorsa, bilgisayara ve üretime meraklıysa sırf 'üniversiteye gitmedi' demesinler diye o çocuğu istemediği, sonu işsizlik olan yollara mecbur etmeyelim" ifadelerini kullandı.
Çocukların teknik eğitim almasına, mesleğin inceliklerini öğrenmesine ve gerçek anlamda "altın bileziği" koluna takmasına imkân verilmesi gerektiğini belirten Yılmaz, kendi emeğiyle ayakta duran, aranan bir teknisyen olmanın gençler için güçlü bir gelecek kapısı olduğunu söyledi.
"TEKNİK EĞİTİM ARTIK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR"
Evlatların yıllarca işsiz kalıp boynu bükük beklemesini istemeyen ailelerin mesleki ve teknik eğitimi ciddiyetle değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, teknik eğitimin artık "olsa da olur" denilecek bir seçenek olmadığını belirtti.
Yılmaz, "Evlatlarımızın yıllarca işsiz kalıp boynu bükük beklemesini istemiyorsak; rızkını kendi emeğiyle, alnının teriyle ama teknolojiyi de kullanarak kazanmasını istiyorsak, teknik eğitim artık 'olsa da olur' dediğimiz bir seçenek değil, tam anlamıyla evlatlarımızın geleceği için bir zorunluluktur" dedi.
"ÜLKEMİZİN ÜRETEN ZİHİNLERE VE USTA ELLERE İHTİYACI VAR"
Mustafa Yılmaz, yazısının sonunda ülkenin kalkınması için yalnızca masa başında imza atan ellere değil, üretim yapan, makine başında çalışan, teknolojiyle emeği birleştiren usta ellere de ihtiyaç olduğunu belirtti.
Yılmaz, "Unutmayalım; ülkemizin kalkınması için sadece imza atan ellere değil, makine başındaki usta ellere, üreten zihinlere ihtiyacı var" ifadelerini kullandı.
Anne ve babalara çağrısını sürdüren Yılmaz, çocukların yalnızca duvara asılacak bir diplomayla baş başa bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak, "Gelin, çocuklarımızı duvara asacakları kuru bir diplomayla baş başa bırakmak yerine, dünyanın neresine giderlerse gitsinler aç kalmayacakları bir meslek sahibi yapalım" dedi.
Kaynak : PERRE