Basın açıklamasını Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Av. Haki Akdağ okudu.
Açıklamaya DEM Parti Adıyaman İl Eş Başkanı Mehmet Bayır, Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynal Polat, İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şubesi Eş Başkanı Av. Bülent Çınar, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Başkanları Av. Hacı Kabak ve Suzan Şan, Kürdistan Komünist Partisi İl Başkanı Mustafa Korkmaz ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
'YAŞANANLARIN SİYASAL VE TOPLUMSAL BOYUTU GÖRÜNMEZ KILINMAMALI'
Sîpan Hiznî ile Kobanî Cezaevi'nde yaşamını yitiren 9 kişiyi andıklarını belirten Akdağ, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Haseke Tugayı bünyesinde görev yaparken kaçırılarak katledilen Sîpan Hiznî ve Kobanî Cezaevi'nde çıkan yangında yaşamını yitiren 9 tutsağı saygıyla anıyoruz.
Sîpan Hiznî'nin katledilmesine karşı demokratik tepkisini ortaya koyan halka yönelik saldırılar, gözaltı ve tutuklamalar, Suriye'de başlatılan demokratik entegrasyon sürecine yönelik provokasyondur. Yaşananları aşiretsel ya da bireysel bir mesele olarak göstermek, olayın siyasal ve toplumsal boyutunu görünmez kılmaktan ve yaşananların üzerini örtmekten başka bir şey değildir."

'KOBANÎ HALKINA YÖNELİK MÜDAHALEYE SESSİZ KALMAYACAĞIZ'
Suriye'de yaşanan gelişmelerin birbirinden bağımsız olmadığını savunan Akdağ, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Suriye'de yaşayan halkları birbirine kırdırma politikalarının bir parçası olan bu saldırının hemen ardından Kobanî Cezaevi'nde yaşanan yangında 9 kişinin yaşamını yitirmesi gerilimi tırmandırmıştır. Art arda yaşanan bu olayların birbirinden bağımsız olmadığı, yaşananlara karşı demokratik tepkisini ortaya koyarak sokağa çıkan Kobanî halkına yönelik saldırılarda da görülmüştür. Geçici hükümete bağlı güçlerin Kobanî'ye girmesine ve burada halka saldırmasına asla sessiz kalmayacağız."
'SÜREÇ DİYALOG VE MÜZAKEREYLE İLERLETİLMELİ'
Geçici hükümet ile Özerk Yönetim arasında imzalanan anlaşmaya işaret eden Akdağ, demokratik entegrasyon sürecinin askeri ve güvenlikçi yöntemlerle ilerletilemeyeceğini belirterek şunları söyledi:
"Geçici hükümet ve Özerk Yönetim arasında imzalanan anlaşma kapsamında başlatılan demokratik entegrasyon süreci devam ederken geçici hükümete bağlı güçlerin Kobanî'ye girmesi ve halka müdahale etmesi; yerel iradeye ve demokrasiye müdahaledir.
İmzalanan anlaşma kapsamında yürütülen demokratik entegrasyon sürecinin ilerleyebilmesi; halkların iradesine, eşitliğe, demokrasiye ve demokratik haklara saygı gösterilmesine bağlıdır. Bu süreç, askeri ve güvenlikçi müdahalelerle değil; diyalog, müzakere ve halkların özgür iradesinin esas alınmasıyla ilerletilebilir."
'ANADİLDE EĞİTİM HAKKI YASAL GÜVENCEYE ALINMALI'
Suriye'de kalıcı barış ve demokratikleşmenin, halkların demokratik haklarının önündeki engellerin kaldırılmasıyla mümkün olacağını ifade eden Akdağ, şöyle devam etti:
"Suriye'de kalıcı bir barış ve demokratikleşmenin yolu, halkın demokratik haklarının önündeki engelleri kaldırmaktan geçer. Kürt halkının 14 yıldır kullandığı anadilinde eğitim hakkının tartışma ve pazarlık konusu yapılmasından değil, kalıcı ve yasal güvence altına alınmasından geçmektedir.
Geçici hükümet, demokratik entegrasyon sürecinin sorumluluğuyla hareket etmek zorundadır. Kürt halkının anadilde eğitim başta olmak üzere bütün demokratik hakları yasal güvenceye alınmalıdır. Demokratik eylemlere yönelik saldırılara derhal son verilmelidir."

'OLAYLAR TÜM BOYUTLARIYLA SORUŞTURULMALI'
Demokratik entegrasyon sürecine zarar verebilecek politikalardan vazgeçilmesi çağrısında bulunan Akdağ, şunları kaydetti:
"Demokratik entegrasyon sürecine zarar verecek her türlü güvenlikçi, dışlayıcı ve gerilimi tırmandıran uygulama ve politikalardan vazgeçilmelidir. Sîpan Hiznî'nin katledilmesi, Kobanî halkına yönelik müdahale ve cezaevinde çıkan yangın tüm boyutlarıyla soruşturulmalıdır. Bu, söz konusu sorumluluğun gereğidir."
ULUSLARARASI KAMUOYUNA ORTAK TUTUM ÇAĞRISI
Açıklamanın sonunda halklara, demokratik kitle örgütlerine ve uluslararası kamuoyuna çağrıda bulunan Akdağ, sözlerini şöyle tamamladı:
"Tüm halklara, demokratik kitle örgütlerine ve uluslararası kamuoyuna çağrımızdır: Suriye'de halkların eşit ve özgür bir yaşam iradesini, demokratik entegrasyon sürecini ve barış çabalarını zayıflatacak politikalara karşı ortak tutum alınmalıdır.
Suriye'nin geleceği, halkların iradesi ve demokratik uzlaşı temelinde kurulmalı; çatışma, baskı ve gerilim politikalarına değil, eşitlik, özgürlük ve barışa dayalı demokratik bir yaşamın inşasına alan açılmalıdır."
Kaynak : PERRE

