Adıyaman Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Encümen Üyesi Abdurrahman Tutdere, Türkiye Belediyeler Birliği heyetiyle katıldığı Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'nin 51. Genel Kurulu'nda konuştu.

27-29 Ekim 2026 tarihlerinde Fransa'nın Strazburg kentinde gerçekleştirilen kongrenin Yerel Yönetimler Meclisi'nde düzenlenen 'Krizlerin Maliyeti: Yerel Dayanıklılığın Finansmanı' başlıklı tematik görüşmesine katılan Tutdere, 6 Şubat depremlerinde Adıyaman'da yaşanan yıkımı ve sonrasında yürütülen yeniden yapılanma çalışmalarını anlattı.

Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin yerel yönetim temsilcilerine hitap eden Tutdere, afetlerden etkilenen belediyelerin yalnızca altyapı ve üstyapı hizmetlerini değil, geçici barınma alanlarından sosyal hizmetlere kadar genişleyen ihtiyaçları da karşılamak zorunda kaldığını belirterek mevcut finansman sistemlerinin kriz koşullarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi çağrısında bulundu.

'90 SANİYEDE KOCA BİR KENTİN YERLE BİR OLDUĞUNU DÜŞÜNÜN'

Konuşmasına 6 Şubat depremlerinde Adıyaman'da yaşanan yıkımı anlatarak başlayan Tutdere, kentte yaklaşık 10 bin kişinin hayatını kaybettiğini, yapı stokunun yaklaşık yüzde 65'inin yıkıldığını veya ağır hasar aldığını belirtti.

Depremin ilk anlarında yaşanan çaresizliği katılımcılara aktaran Tutdere, şu ifadeleri kullandı:

"Gözlerinizi kapatın ve 90 saniye içerisinde koca bir kentin yerle bir olduğunu düşünün. Gözlerinizi açtığınızda her taraf karanlık. Elektrik yok, su yok, iletişim yok, ulaşım yok. Temel insani ihtiyaçları karşılayacak hiçbir koşul bulunmuyor. Böyle bir ortamda yapayalnız ve çaresiz kalıyorsunuz. 6 Şubat depremleri bizim için adeta kıyamet gibiydi."

'YIKILMIŞ BİR KENTİN İÇİNDE İKİNCİ BİR KENTİN İHTİYAÇLARINI KARŞILADIK'

Depremin ardından Adıyaman'da 59 geçici konteyner yerleşim alanı oluşturulduğunu ve bir dönem yaklaşık 125 bin kişinin bu alanlarda barındığını açıklayan Tutdere, belediyenin hizmet yükünün olağan dönemlerin çok üzerine çıktığını ifade etti.

Konteyner yerleşim alanlarının içme suyu, ulaşım, aydınlatma, temizlik ve atık yönetimi gibi ihtiyaçlarının karşılanmasının belediyeye ilave sorumluluklar getirdiğini belirten Tutdere, şöyle konuştu:

"Yıkıma uğramış bir kentin içinde ikinci bir kentin bütün ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalıyorsunuz. Suyunu, ulaşımını, aydınlatmasını, atıklarını yönetmek ve bir yandan da mevcut kentte yaşamı sürdürmek zorundasınız. Üstelik bütün bunları böylesine büyük bir yük için hazırlanmamış, kısıtlı bir belediye bütçesiyle yapmaya çalışıyorsunuz."

Deprem sonrasında on binlerce kişinin kentten ayrılmasının belediyenin mali kaynaklarını ve insan gücünü olumsuz etkilediğini belirten Tutdere, nüfus kaybına karşın geçici yerleşim alanları ve yeniden yapılanma sürecinden kaynaklanan hizmet ihtiyacının arttığını vurguladı.

'YENİDEN YAPILANMA YALNIZCA BİNALARIN İNŞASI DEĞİLDİR'

Afet sonrasında kentlerin yeniden ayağa kaldırılmasının yalnızca konutların ve altyapının yeniden inşa edilmesiyle sınırlı olmadığını belirten Tutdere, sosyal iyileşmenin de afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.

Tutdere, çocukların eğitime erişiminin sağlanması, kadınların ve engelli bireylerin güvenliğinin korunması, vatandaşların yeniden çalışma ve üretim hayatına katılabilmesi gibi konuların yerel yönetimler açısından önemli sorumluluklar doğurduğunu kaydetti.

Belediyelerin bütün bu hizmetleri yürütürken sınırlı bütçelerle hareket etmek zorunda kaldığını belirten Tutdere, afetlerden etkilenen şehirlerin gerçek ihtiyaçlarını dikkate alan yeni finansman modellerinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

'OLAĞAN DÖNEMLERİN FİNANSMAN MODELLERİ KRİZLERDE YETERSİZ KALIYOR'

Kriz dönemlerinde yerel yönetimlerin karşı karşıya kaldığı mali sorunlara dikkat çeken Tutdere, mevcut kaynak aktarım sistemlerinin afetlerin oluşturduğu ilave hizmet yükünü yeterince karşılamadığını belirtti.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın 9. maddesine işaret eden Tutdere, yerel yönetimlerin mali kaynaklarının anayasa ve yasalarla belirlenen sorumluluklarıyla orantılı olması gerektiğini vurguladı.

Afet dönemlerinde belediyelerin gelirlerinin azalmasına karşın giderlerinin hızla artabildiğini belirten Tutdere, finansman kaynaklarına zamanında erişilememesinin zorunlu yatırımların ertelenmesine neden olduğunu ifade etti.

Bu durumun yalnızca afetin yaşandığı dönemi değil, sonraki yılların belediye bütçelerini ve hizmet kapasitesini de olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

TUTDERE'DEN AFET FİNANSMANI İÇİN DÖRT SOMUT ÖNERİ

Avrupa Konseyi üyelerine afetlere dirençli kentlerin oluşturulması için dört temel öneri sunan Tutdere, öncelikle belediyelere kaynak aktarılırken yalnızca kayıtlı nüfusun esas alınmaması gerektiğini belirtti.

Tutdere, nüfusun yanı sıra afet risklerinin, gerçek hizmet yükünün, geçici barınma alanlarının ve yerel ihtiyaçların da kaynak dağıtımında dikkate alınmasını istedi.

İkinci olarak belediyelerin afet gerçekleşmeden önce risk azaltıcı yatırımlar için yeterli finansmana erişebilmesi, kriz dönemlerinde ise hızlı ve esnek kaynak kullanabilmesi gerektiğini vurguladı.

Üçüncü önerisinde küçük ve orta ölçekli belediyelerin teknik kapasitelerinin güçlendirilmesine dikkat çeken Tutdere, proje hazırlama, planlama ve finansman kaynaklarına erişim konularında bu belediyelere destek verilmesinin önemini dile getirdi. Ancak teknik desteğin doğrudan mali kaynak sağlamanın alternatifi olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.

Dördüncü önerisinde ise afet finansmanına ilişkin karar süreçlerinde yerel yönetimlerin daha etkin biçimde yer alması gerektiğini ifade eden Tutdere, kaynak dağıtımı ve yatırım önceliklerinin belirlenmesinde belediyelerin görüşlerinin dikkate alınmasını istedi.

'DEVLETİMİZİN VE ULUSLARARASI KURULUŞLARIN DESTEĞİYLE YARALARIMIZI SARIYORUZ'

Adıyaman'ın yeniden yapılanma sürecinde devlet kurumlarının ve uluslararası finans kuruluşlarının katkılarından yararlandıklarını belirten Tutdere, özellikle altyapı yatırımlarında kurumlar arası iş birliğinin önemine değindi.

Depremde ağır hasar gören altyapının yenilenmesi için İller Bankası iş birliğiyle Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası, FRIT kapsamındaki finansman mekanizmaları ve Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) gibi uluslararası kuruluşların sağladığı desteklerden yararlandıklarını aktaran Tutdere, dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Tutdere, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Devletimizin kurumları, uluslararası finans kuruluşları ve yerel yönetimlerimizin dayanışmasıyla depremin yaralarını sarmaya, kentimizi yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Bu yardımlaşma ve dayanışma mekanizmalarını daha da geliştirmek, çoğaltmak ve güçlendirmek gerekiyor. Çünkü böylesine büyük afetlerin yarattığı sorunların üstesinden gelmek ancak güçlü bir iş birliği ve dayanışmayla mümkün olabilir."

'DAYANIKLI KENTLER ANCAK GÜÇLÜ YEREL YÖNETİMLERLE MÜMKÜNDÜR'

Avrupa Konseyi'ndeki konuşmasının sonunda afetlere karşı dirençli kentler oluşturmanın yerel yönetimlerin mali ve kurumsal açıdan güçlendirilmesine bağlı olduğunu belirten Tutdere, katılımcılara şu soruyu yöneltti:

"Yerel yönetimlerden krizlere karşı dirençli kentler oluşturmalarını beklerken, onların bu sorumluluğu yerine getirebilecek mali ve kurumsal koşullara sahip olmalarını yeterince güvence altına alabiliyor muyuz?"

Afetlerin ortaya çıkardığı sorunların çözümünde belediyelere yeterli kaynak ve karar yetkisi tanınması gerektiğini vurgulayan Tutdere, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Dayanıklı kentler ancak sorumluluklarıyla uyumlu kaynaklara ve karar yetkilerine sahip güçlü yerel yönetimlerle mümkündür. Adıyaman deneyimini bu ortak çabaya taşımaya hazırız. Bütün deneyimlerimizi dünyayla, insanlıkla paylaşmaya hazırız."

Kaynak : PERRE