Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyesi Prof. Dr. Daron Acemoğlu, BBC World Service'in The Interview programında yapay zekâ, otomasyon, gelir eşitsizliği ve liberal demokrasinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Acemoğlu, liberal demokrasinin yaşadığı krizin yalnızca siyasi tercihlerle açıklanamayacağını; son yarım yüzyılda ekonomi, çalışma hayatı ve teknoloji alanlarında meydana gelen köklü dönüşümlerin de bu süreçte belirleyici olduğunu söyledi.
Geçmişte şirketlerin yeni teknolojilere ve pazarlara yatırım yapmasının daha fazla istihdam ve daha yüksek ücret anlamına geldiğini belirten Acemoğlu, otomasyon ağırlıklı mevcut modelin aynı sonucu üretmediğine dikkat çekti. Özellikle orta ve alt gelir grubunun temelini oluşturan mavi yakalı çalışanlara yönelik iş gücü talebinin ciddi biçimde azaldığını ifade etti.
"YAPAY ZEKÂ HAYATIMIZI DEĞİŞTİRECEK AMA BİZE SORULMUYOR"
Yapay zekânın yaşamın hemen her alanını değiştireceğini söyleyen Acemoğlu, toplumların bu dönüşümün yönü üzerinde neredeyse hiçbir söz hakkına sahip olmadığını vurguladı.
"Yapay zekâ hayatımızın her yönünü değiştirecek ancak bize hiçbir şey sorulmuyor" diyen Acemoğlu, sorunun yalnızca ABD ve İngiltere ile sınırlı olmadığını; teknoloji geliştirme merkezlerinin dışında yaşayan milyarlarca insanın hayatının da kendilerine danışılmadan yeniden şekillendirileceğini belirtti.
Yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilme biçimini "yukarıdan aşağıya ve demokratik olmayan" bir model olarak nitelendiren Acemoğlu, teknoloji şirketlerinin yapay zekânın herkesi daha zengin ve müreffeh hâle getireceği yönündeki söylemlerinin sorgulanması gerektiğini söyledi.
"TEKNOLOJİ KENDİLİĞİNDEN ORTAK REFAH GETİRMEZ"
Yapay zekâ konusunda bütünüyle kötümser olmadığını belirten Acemoğlu, teknolojinin önemli bir potansiyele sahip olduğunu ancak ortaya çıkacak sonucun, yapay zekânın hangi amaçla ve kimin yararına geliştirileceğine bağlı olduğunu ifade etti.
Teknolojik ilerlemenin kendiliğinden toplumun tamamına refah getireceği düşüncesine karşı çıkan Acemoğlu, Sanayi Devrimi'nin ilk dönemlerini örnek gösterdi. İngiltere'de sanayileşmenin başlangıçta büyük eşitsizliklere ve ağır toplumsal maliyetlere yol açtığını hatırlatan Acemoğlu, teknolojik kazançların geniş kesimlere yayılmasının ancak siyasi ve sosyal mücadeleler sonucunda mümkün olduğunu söyledi.
Robot kullanımına ilişkin araştırmalarına da değinen Acemoğlu, ABD'de robotların yoğun biçimde kullanılmaya başlandığı bölgelerde ücretlerin ve istihdamın düştüğünü, eşitsizliğin ise arttığını belirtti. Japonya ve Almanya'da çalışanların yeniden eğitilmesi ve teknolojinin insan emeğini destekleyecek biçimde kullanılması sayesinde daha farklı sonuçların ortaya çıktığını kaydetti.
"20 YIL SONRA ÇOK GEÇ OLABİLİR"
Sosyal medya şirketlerine uzun yıllar boyunca yeterli denetim uygulanmadığını hatırlatan Acemoğlu, aynı hatanın yapay zekâ alanında tekrarlanmaması gerektiğini söyledi.
Teknoloji şirketlerinin önce istedikleri gibi hareket etmelerine izin verilmesi, sorunlar ortaya çıktıktan yıllar sonra ise düzenleme yapılmaya çalışılması yaklaşımını eleştiren Acemoğlu, yapay zekânın yol açabileceği sonuçların geriye döndürülmesinin çok daha güç olabileceğini belirtti.
Acemoğlu, "Gerçek bir tehdit var ancak şimdi harekete geçersek bir şeyler yapabiliriz. 20 yıl sonra muhtemelen çok geç olacak" ifadelerini kullandı.
Yapay genel zekâya odaklanan anlayışın, insanı üretim ve karar süreçlerinin dışına çıkarma fikrini içinde barındırdığını savunan Acemoğlu, birkaç teknoloji şirketinin ve sınırlı sayıdaki yöneticinin gelecek tasarımının bütün topluma dayatılmasının tehlikeli sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
ÇÖZÜM: İŞÇİ YANLISI YAPAY ZEKÂ
Acemoğlu, yapay zekânın yasaklanmasını değil, gelişim yönünün değiştirilmesini savunduğunu belirterek "işçi yanlısı yapay zekâ" modelini önerdi.
Bu modelde teknolojinin çalışanların yerine geçmek için değil, insanların bilgi ve becerilerini artırmak amacıyla kullanılması gerektiğini ifade eden Acemoğlu, yapay zekânın çalışanları işten çıkarmak yerine yeni görevler üstlenmelerine, uzmanlıklarını geliştirmelerine ve daha üretken olmalarına yardımcı olabileceğini söyledi.
Tıpta radyoloji görüntülerinin incelenmesini örnek gösteren Acemoğlu, yapay zekânın binlerce görüntü arasındaki örüntüleri insanlardan daha hızlı belirleyebildiğini ancak bunun insan unsurunun tamamen ortadan kaldırılmasını gerektirmediğini kaydetti. İletişim, sosyal beceriler, ihtiyaçları anlama ve yenilik üretme gibi alanlarda insan emeğinin kritik önemini koruduğunu vurguladı.
3,5 MİLYON MÜŞTERİ HİZMETLERİ ÇALIŞANI İÇİN RİSK
Yapay zekâdan kısa vadede etkilenebilecek mesleklerin başında müşteri hizmetlerinin geldiğini belirten Acemoğlu, ABD'de yaklaşık 3,5 milyon kişinin bu alanda çalıştığını söyledi.
Yapay zekâ modellerinin biraz daha gelişmesi durumunda bu çalışanların önemli bir bölümünün işini kaybedebileceğini ifade eden Acemoğlu, insanların eğitimini almadıkları ve daha düşük ücretli işlere yönelmek zorunda kalabileceğini belirtti. Gençlerin çalışma hayatına girmesini sağlayan başlangıç düzeyindeki işlerin ortadan kalkmasının kariyer basamaklarını da tahrip edebileceğini söyledi.

"KİTLESEL İŞ KAYIPLARI DEMOKRASİYİ DE TEHDİT EDER"
Yapay zekâ kaynaklı kitlesel iş kayıplarının yalnızca ekonomik değil, siyasi sonuçlar da doğuracağını belirten Acemoğlu, toplumdaki eşitlik duygusunun ortadan kalkmasının liberal demokrasiyi işlemez hâle getirebileceğini söyledi.
Teknolojiyi kontrol eden küçük bir kesim, onları destekleyen sınırlı sayıdaki mühendis ve ekonomik hayatın dışına itilen geniş toplum kesimlerinden oluşan iki sınıflı bir yapının demokrasiyle bağdaşmayacağını vurgulayan Acemoğlu, yapay zekânın gelir ve güç dağılımını daha da bozmasının toplumsal barışı tehdit edebileceğini ifade etti.
GÖÇ, TRUMP VE LİBERAL DEMOKRASİ DEĞERLENDİRMESİ
Acemoğlu, liberal demokrasinin yaşadığı güven krizini göç politikaları üzerinden de değerlendirdi. Avrupa'nın yaşlanan nüfusu nedeniyle göçe ekonomik olarak ihtiyaç duyabileceğini, mültecilerin kabul edilmesinin de insani gerekçeleri bulunduğunu belirten Acemoğlu, asıl sorunun toplumla yeterli uzlaşma sağlanmadan karar alınması olduğunu söyledi.
Göçün elitlerle çalışan sınıflar arasındaki gerilimin sembollerinden birine dönüştüğünü kaydeden Acemoğlu, insanların seslerinin duyulmadığını düşünmesinin popülist hareketleri güçlendirdiğini belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump'ı destekleyen kesimlerin ekonomik ve toplumsal şikâyetlerinin görmezden gelinmemesi gerektiğini söyleyen Acemoğlu, Trump'a verilen desteğin arkasında önemli ölçüde çaresizlik bulunduğunu ifade etti. Yapay zekânın yol açabileceği yeni eşitsizliklerin bu çaresizliği daha da büyütebileceği uyarısında bulundu.
"ÇİN, BATI İÇİN UYGULANABİLİR BİR MODEL DEĞİL"
Liberal demokrasilerin mevcut sorunlara çözüm üretememesi hâlinde otoriter yönetim modellerinin daha cazip görülmesinden endişe duyduğunu belirten Acemoğlu, Çin modelinin Batı açısından gerçek bir alternatif olmadığını söyledi.
Acemoğlu, "Liberal ilkelerimizi tamamen terk etmediğimiz sürece Çin, Batı için uygulanabilir bir model değildir. Benim korktuğum da tam olarak budur" dedi.
Acemoğlu'nun liberal demokrasinin yaşadığı krizi, teknolojik dönüşümü ve ortak refah arayışını ele aldığı son kitabı "What Happened to Liberal Democracy? Remaking a Politics of Shared Prosperity" adıyla yayımlandı.
Kaynak : PERRE

