Yeni eğitim öğretim yılının ekonomik krizin etkilerinin ağırlaştığı bir dönemde başladığını belirten Polat, milyonlarca öğrenci ve eğitim emekçisinin okullara dönerken velilerin daha yıl başlamadan ciddi eğitim harcamalarıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Polat; okulların fiziki koşulları, hijyen ve güvenlik sorunlarının yanı sıra öğrencilerin ücretsiz ve sağlıklı beslenmeye, temiz içme suyuna erişimi ile eğitim emekçilerinin ücret ve çalışma koşullarının eğitim gündeminin öncelikli başlıkları olması gerektiğini ifade etti.
'EĞİTİM POLİTİKALARININ ÖNCELİĞİ KILIK KIYAFET DEĞİL, EĞİTİMİN NİTELİĞİ OLMALI'
Millî Eğitim Bakanlığı'nın yayımladığı 2026/70 sayılı Genelgeyi de değerlendiren Polat, eğitim sisteminin temel sorunları ortadayken kılık kıyafet düzenlemeleri ve idari denetimlerin ön plana çıkarılmasını eleştirdi.
Polat, "Öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin mesleki saygınlığı kıyafetle değil; emekleri, mesleki özerklikleri, insanca yaşayabilecekleri ücretleri ve güvenceli çalışma koşullarıyla sağlanır. Eğitim emekçilerini biçimsel kurallar üzerinden değerlendiren ve çalışma ortamlarında baskı oluşturabilecek uygulamalara karşıyız" ifadelerini kullandı.
Norm kadro fazlası eğitim emekçilerinin resen görevlendirilmesi ve alan değişikliğine yönlendirilmesinin çalışma güvencesi açısından kaygı yarattığını belirten Polat, plansız istihdam ve idari planlama sorunlarının sorumluluğunun eğitim çalışanlarına yüklenmemesi gerektiğini söyledi.
'MÜFREDAT BİLİMSEL, LAİK VE KAPSAYICI OLMALI'
"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" kapsamında uygulanmaya devam edilen müfredatı da eleştiren Polat, Eğitim Sen'in mevcut programın bilimsel ve laik eğitim anlayışıyla bağdaşmadığı yönündeki görüşünü yineledi.
Polat, eğitim programlarının "bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi, kapsayıcı ve anadilinde eğitim hakkını esas alan" bir anlayışla hazırlanması gerektiğini savundu.
'EĞİTİMİN FİNANSMANI VELİLERİN OMUZLARINA BIRAKILAMAZ'
Her eğitim öğretim yılı başında kayıt parası alınmayacağı yönünde açıklamalar yapıldığını hatırlatan Polat, okullara ihtiyaçları ölçüsünde yeterli bütçe aktarılmadığı sürece velilerden bağış talep edilmesinin önüne geçilemeyeceğini ileri sürdü.
Kamu okullarının temizlik, güvenlik, bakım-onarım, kırtasiye, elektrik ve su gibi temel giderlerinin kamu kaynaklarıyla karşılanması gerektiğini belirten Polat, aksi durumda eğitimin mali yükünün ailelerin üzerine bırakıldığını söyledi.
Eğitim Sen Genel Merkezi'nin hesaplamalarına değinen Polat, 2026-2027 eğitim öğretim yılı başlangıcında yalnızca kırtasiye ve temel okul giderlerinin ilkokulda 4 bin 200 ile 5 bin 800 lira, ortaokulda 5 bin 800 ile 8 bin 200 lira, lisede ise 6 bin 500 ile 9 bin 500 lira arasında değiştiğini aktardı.
Çanta, okul kıyafeti, beden eğitimi kıyafeti ve ayakkabı giderlerinin eklenmesiyle başlangıç maliyetinin ilkokulda 6 bin 700-9 bin 600 liraya, ortaokulda 8 bin 800-12 bin 700 liraya, lisede ise 10 bin-14 bin 700 liraya kadar çıkabildiğini belirten Polat, bu hesaplamalara servis, ulaşım, beslenme, kantin ve yardımcı kaynak giderlerinin dahil olmadığını kaydetti.
'ÇOCUKLARA EN AZ BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ YEMEK VERİLMELİ'
Ekonomik krizin çocukların beslenmesini doğrudan etkilediğini ifade eden Polat, bütün öğrencilere ayrım yapılmaksızın en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sağlanması gerektiğini söyledi.
Polat, "Çocukların eğitim hakkının ailelerinin gelir düzeyine göre farklılaşması kabul edilemez. Eğitim hakkı bütün çocuklar için eşit ve erişilebilir olmalıdır. Okullarda ücretsiz yemek ve temiz içme suyu sağlanması bir yardım değil, kamusal eğitim hakkının gereğidir" dedi.
'EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN İHTİYACI UNVAN YARIŞI DEĞİL'
Eğitim çalışanlarının da ekonomik krizin ağır etkileri altında olduğunu belirten Polat, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulamalarının aynı işi yapan çalışanlar arasında farklı statüler ve özlük hakları oluşturduğunu ifade etti.
Öğretmenlik mesleğinin farklı unvanlar üzerinden ayrıştırılmasının çalışma barışını olumsuz etkilediğini savunan Polat, "Eğitim emekçilerinin ihtiyacı unvan yarışı değil; eşit işe eşit ücret, mesleki özerklik, güvenceli istihdam ve insanca yaşayabilecekleri ekonomik ve sosyal haklardır" ifadelerini kullandı.
'ADIYAMAN'DA YENİ OKULLAR YAPILDI ANCAK EKSİKLİKLER SÜRÜYOR'
6 Şubat depremlerinin ardından Adıyaman'da yıkılan veya ağır hasar nedeniyle kullanılamaz hale gelen okulların yerine yeni eğitim binalarının yapılmasını önemli bir yatırım olarak değerlendiren Polat, yalnızca yeni bina yapılmasının nitelikli eğitim için yeterli olmadığını söyledi.
Yeni açılan bazı okullarda eğitim emekçisi, yardımcı hizmetler, temizlik ve güvenlik personeli ile eğitim araç-gereçleri konusunda eksiklikler bulunduğunu ileri süren Polat, fiziki olarak modern binaların yeterli personel ve eğitim donanımıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Polat, "Deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde hedef yalnızca yeni binalar inşa etmek olmamalıdır. Bu okulların yeterli sayıda eğitim emekçisi ve yardımcı personelle donatılması, temizlik ve güvenlik hizmetlerinin sürekli ve kamusal biçimde sağlanması; laboratuvar, kütüphane, spor alanları, teknolojik araçlar ve diğer eğitim materyallerinin eksiksiz biçimde tamamlanması gerekmektedir" dedi.
'KAÇ OKUL YAPILDIĞI KADAR, NASIL EĞİTİM VERİLDİĞİ DE ÖNEMLİ'
Adıyaman'daki eğitim yatırımlarının yalnızca yapılan okul sayısı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Polat, esas ölçütün öğrenciler ve eğitim çalışanları için güvenli, sağlıklı, nitelikli ve eşit eğitim koşullarının sağlanıp sağlanmadığı olduğunu ifade etti.
Polat, İndere TOKİ bölgesinde yaşayan öğrencilerin kent merkezindeki okullara ulaşımında sorunlar ve servis yetersizliği bulunduğunu da öne sürdü.
Kent genelinde süren altyapı ve yol çalışmaları nedeniyle eğitim öğretim yılının başlamasıyla ulaşım problemlerinin ağırlaşabileceğini belirten Polat, özellikle deprem bölgesinde öğrenci ulaşımının kamu tarafından desteklenmesi gerektiğini söyledi.
EĞİTİM SEN'DEN 14 MADDELİK TALEP
Eğitim Sen'in Millî Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidardan taleplerini de açıklayan Polat; eğitim çalışanlarının ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını, sözleşmeli ve ücretli öğretmenliğin sona erdirilmesini ve bütün eğitim çalışanlarının güvenceli istihdam edilmesini istedi.
Her okula ihtiyacı oranında doğrudan bütçe ayrılması, temizlik ve güvenlik personelinin yeterli sayıda ve güvenceli biçimde istihdam edilmesi, öğrencilere ücretsiz yemek ve temiz içme suyu sağlanması ile temel kırtasiye ve eğitim materyallerinin ücretsiz karşılanması da talepler arasında yer aldı.
Polat ayrıca kayıt parası ve zorunlu bağış uygulamalarının önlenmesini, okul servis ve ulaşım giderlerinin özellikle deprem bölgesindeki öğrenciler açısından kamu tarafından desteklenmesini, eğitim programlarının bilimsel ve laik eğitim ilkeleri doğrultusunda yeniden ele alınmasını istedi.
Eğitim emekçilerinin mesleki özerkliğini zedeleyebilecek uygulamalara son verilmesi, eğitime ayrılan kamu kaynaklarının artırılması, Adıyaman'da deprem sonrası açılan yeni okulların personel ve donanım ihtiyaçlarının tamamlanması ile İndere TOKİ başta olmak üzere öğrencilerin ulaşım sorunlarının çözülmesi de Eğitim Sen'in talepleri arasında sıralandı.
'OKULLARIN İHTİYAÇLARI VELİLERİN CEBİNDEN DEĞİL, KAMU BÜTÇESİNDEN KARŞILANMALI'
Yeni eğitim öğretim yılına ilişkin tabloyu değerlendiren Polat, bir tarafta eğitim giderlerini karşılamakta güçlük çeken ailelerin, diğer tarafta ekonomik sorunlarla mücadele eden eğitim emekçilerinin ve temel ihtiyaçları tam karşılanmamış okulların bulunduğunu ifade etti.
Polat, açıklamasını şöyle tamamladı:
"Bizler, eğitim hakkının piyasanın ve ailelerin ekonomik gücünün belirleyiciliğine bırakılmasına karşı çıkıyoruz. Çocukların hangi ailede doğduğunun alacağı eğitimi belirlemediği; velilerin çocuklarını okutabilmek için borçlanmak zorunda kalmadığı; eğitim emekçilerinin insanca yaşayabildiği; okulların temel ihtiyaçlarının velilerin cebinden değil kamu bütçesinden karşılandığı bir eğitim sistemi mümkündür.
Eğitim Sen olarak 2026-2027 eğitim-öğretim yılında da öğrencilerin eğitim hakkı, velilerin üzerindeki ekonomik yükün kaldırılması ve eğitim emekçilerinin insanca yaşam ve çalışma koşullarının sağlanması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Parasız, kamusal, bilimsel, laik, demokratik, ekolojik ve anadilinde eğitim hakkından vazgeçmeyeceğiz."
Kaynak : PERRE

