CHP Grup Başkanı ve Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin siyaset, ekonomi ve dış politikada tansiyonun yükseleceği bir döneme girdiğini belirten Öztrak, AK Parti iktidarının 25 yıllık icraatları ile ekonomi politikalarını eleştirdi.

MALAZGİRT VE 30 AĞUSTOS MESAJI

Konuşmasına ağustos ayının Türk tarihindeki stratejik önemine dikkat çekerek başlayan Öztrak, Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıl dönümünü ve 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutladı.

Malazgirt ile Dumlupınar'ın aynı coğrafya ve iradeyle birbirine bağlandığını belirten Öztrak, "Vatan için toprağa düşen aziz şehitlerimizi rahmetle; başta Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm gazilerimizi minnetle anıyorum" dedi.

'25 YIL BİR ÜLKENİN MAKUS TALİHİNİ YENMESİ İÇİN YETERLİDİR'

AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümünü hatırlatan Öztrak, çeyrek asırlık dönemde farklı ülkelerin katettiği mesafeyle Türkiye'nin geldiği noktayı karşılaştırdı.

Öztrak, şunları söyledi:

"25 yıl, bir ülkenin makus talihini yenmesi ve kalıcı refaha ulaşması için yeterli bir süredir. Nitekim 25 yılda Güney Kore dünyanın en zengin ülkeleri arasına girdi, Çin dünyanın en büyük ikinci ekonomisine dönüştü, Polonya büyük bir sanayi ekonomisi oldu. Peki AK Parti işbaşına gelirken ne vadetti, 25 yılda ne yaptı?

AK Parti, açıkladığı ilk seçim bildirgesinde temel hak ve özgürlüklerin Avrupa Birliği standartlarına yükseltileceğini vadetmişti. 25 yıl sonra Türkiye, Dünya Özgürlük Endeksi'nde Nijerya, Tanzanya ve Pakistan gibi ülkelerle birlikte 'özgür olmayan' ülkeler ligine düştü.

Türkiye, Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 2014'te, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilip 'Ben öncekiler gibi olmayacağım' diyerek tek kişilik yönetim sistemine geçiş sürecini başlattığında 59'uncu sıradaydı. Bugün 143 ülke içinde 118'inci sırada; Gine, Nijerya ve Gabon gibi ülkelerle aynı yerdeyiz."

'TÜRKİYE SEÇİMLİ OTOKRASİ KATEGORİSİNE DÜŞTÜ'

AK Parti'nin 2002 seçim beyannamesinde sürdürülebilir kalkınma için demokrasinin önemine işaret ettiğini hatırlatan Öztrak, Türkiye'nin demokrasi endekslerindeki sıralamasının gerilediğini savundu.

Öztrak, şöyle devam etti:

"2002 Beyannamesi'nde AK Parti, sürdürülebilir kalkınma için demokrasinin öneminden bahsediyordu. Kalkınmayı, 'Toplumun çoğulcu yapısına saygılı, demokratik bir arayış' olarak tanımlıyordu.

25 yıl geçti. AK Parti bugün Türkiye'yi Demokrasi Endeksi'nde 179 ülke içinde 140'ıncı sıraya geriletti. Bu endekste 2000'lerin başında 'seçimli demokrasiler' kategorisinde olan ülkemiz, 2008'den sonra 'gri alan', 2014'ten itibaren yaşanan tek adam rejimine geçiş sürecinde ise 'seçimli otokrasi' kategorisine düştü.

Erdoğan yönetimlerinin hukuk devletini, demokrasiyi, temel hak ve hürriyetleri tahrip etmesinin faturası hep milletimize kesildi. Milletimizin cebindeki para eriyip gitti."

'HER ÇOCUK DÜNYAYA 6 BİN 234 DOLAR BORÇLA GELİYOR'

Ekonomik göstergeler üzerinden iktidarı eleştiren Öztrak, AK Parti'nin iktidara gelirken açıkladığı tek haneli enflasyon hedefinin gerisinde kaldığını söyledi.

Öztrak, 2001 yılı ile 2026'yı karşılaştırarak şu ifadeleri kullandı:

"AK Parti, 'Enflasyonla mücadele' başlığı altında '2001 yılı itibarıyla sadece dört ülkenin enflasyon oranı Türkiye'nin üzerinde kalmıştır' diyordu ve tek haneli enflasyon hedefi koyuyordu.

Yıl 2026. Bugün yine dünyada enflasyonu en yüksek beşinci ülkeyiz. Aradaki tek fark şu: 2001'de önümüzdeki ülkeler Angola, Kongo, Zimbabve ve Belarus'tu. Bugün önümüzde Venezuela, İran, Güney Sudan ve Arjantin var."

'DEVRALDIKLARI PROGRAMLA ENFLASYON TEK HANEYE İNDİ'

AK Parti'nin 2002 sonunda "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı"nı devraldığını hatırlatan Öztrak, enflasyonun programın uygulandığı dönemde tek haneye düştüğünü belirtti.

Öztrak, şunları kaydetti:

"2002 sonunda AK Parti Hükûmeti; enflasyonu bir yılda yüzde 68,5'ten yüzde 29,7'ye indirme başarısını gösteren Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nı devralmıştı. Göreve geldiği ilk yıl temmuz ayı enflasyonu yüzde 27,4'tü. Programa sadık kaldığı dönemde enflasyon tek hanelere indi.

Ne zaman ki Recep Tayyip Erdoğan, kerameti kendinden menkul, faizi enflasyonun sebebi gören bir garabeti uygulamaya kalktı, enflasyon azdı. Bu yıl temmuz ayında enflasyon yüzde 31,8. Bu oran, 23 yıl önce işbaşına geldiklerinde şikâyet ettikleri seviyenin 4,5 puan üzerinde.

2002 yılında bu ülkede her çocuk dünyaya bin 997 dolar dış borçla geliyordu. Bugün bu rakam üçe katlandı. Artık her çocuk dünyaya gözlerini 6 bin 234 dolar dış borçla açıyor."

'3 TRİLYON 719 MİLYAR DOLARLIK KAYNAK KULLANILDI'

İktidarın son 24 yılda 3 trilyon 719 milyar dolarlık kaynak kullandığını ifade eden Öztrak; emeklilerin, çiftçilerin, atanamayan öğretmenlerin ve gazilerin yaşadığı sorunların buna rağmen çözülemediğini söyledi.

Hasat döneminde yağlık ayçiçeği tohumu ithalatındaki gümrük vergisi indiriminin erkene çekilmesini de eleştiren Öztrak, çiftçinin "ithalat sopasıyla" mağdur edildiğini savundu.

'SAVUNMA SANAYİ BAŞARISIZLIKLARIN ÜSTÜNÜ ÖRTMEYE YETMEZ'

İktidarın başarı olarak yalnızca savunma sanayindeki gelişmeleri öne çıkarabildiğini ifade eden Öztrak, bu alandaki altyapının Cumhuriyet'in ilk yıllarına, Kurtuluş Savaşı dönemindeki İmalat-ı Harbiye'ye, Kırıkkale fabrikalarına ve Turgut Özal döneminde kurulan Savunma Sanayii Müsteşarlığına dayandığını söyledi.

Savunma sanayisinde ulaşılan seviyenin Türkiye'ye stratejik üstünlük sağladığını belirten Öztrak, şöyle konuştu:

"Savunma sanayisinde ulaştığımız seviyenin, mevcut küresel ve bölgesel koşullarda ülkemize önemli bir stratejik üstünlük sağladığı yadsınamaz. Ancak bu; hukuk devletinin ve demokrasinin ayaklar altına alınmasının, kurumsal kapasitenin yerle bir edilmesinin, zenginin her geçen gün daha zengin, fakirin her geçen gün daha fakir hâle gelmesinin ve enflasyonun bir türlü yüzde 30'un altına indirilememesinin üstünü örtmez.

Kontrollü kur-yüksek faiz politikasıyla üreticinin nefessiz kaldığı, insanların hayat pahalılığı ile işsizlik arasında ezildiği, gençlerin anne ve babalarının sahip olduğu yaşam düzeyine ulaşabilme umutlarını dahi yitirdiği gerçeğini değiştirmez.

Ülkeyi 25 yıldır yöneten bir hükûmet artık 'dış güçler' diyerek sorumluluktan kaçamaz, tutturamadığı hedefler için bahaneler üretemez ve hatalarının millete çıkardığı faturayı konjonktüre yükleyemez."

'GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEME GEÇİLMELİ'

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nin değiştirilmesini isteyen Öztrak, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilerek adaletin, güvenin ve öngörülebilirliğin yeniden sağlanması gerektiğini belirtti.

Öztrak, şöyle konuştu:

"Adına Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi dedikleri ucube rejimden güçlendirilmiş bir parlamenter sisteme geçilmeli; ülkede adalet, güven ve öngörülebilirlik yeniden sağlanmalıdır.

Bu sağlam zemin üzerinde uzun vadeli bir planlamayla, tutarlı ve akılcı politikalarla genç nüfusumuzu çağın gerektirdiği yeteneklerle donatıp üretime katmalıyız. Verimliliği, etkinliği ve küresel rekabet gücümüzü artırmayı öncelemeli; yatırım, istihdam ve teknoloji eksenli bir dönüşüm gerçekleştirerek üretim ekonomisini bir an önce hayata geçirmeliyiz.

Kimseyi geride bırakmayan, toplumun tamamını kucaklayan akılcı politikalarla ekonomide sürdürülebilirlik sağlanmalı, ortaya çıkacak refah adaletle paylaşılmalıdır. Bu politikalar mali, parasal ve çevresel sürdürülebilirlik muhafaza edilerek uygulanmalıdır."

TERÖRLE MÜCADELEDE DÖRT KRİTER

TBMM tatile girmeden önce yasalaşan çerçeve yasaya ilişkin CHP'nin yaklaşımını açıklayan Öztrak, düzenlemeyi bir siyasi partinin değil, devletin projesi olarak gördükleri için desteklediklerini söyledi.

Süreçte takip edilmesi gereken dört kriter bulunduğunu belirten Öztrak, şunları kaydetti:

"Birincisi; terör örgütünün doğrulanabilir, denetlenebilir ve geri dönüşsüz biçimde silahlarını bırakması ve örgütsel varlığını sona erdirmesidir. Bu olmadan süreç başlamamalıdır.

İkincisi; tüm yurttaşlarımızı kapsayan, demokrasiyi ve hukuk devletini temel alan reformların yapılmasıdır. Üçüncüsü; bölge ülkelerinde birbiriyle bağlantılı silahlı yapıların geleceğini de kapsayan bölgesel güvenlik düzenlemesinin hayata geçirilmesidir. Dördüncüsü ise dış güçlerin vekil yapılanmalar üzerinden bölgeye ve Türkiye'ye müdahalesini sınırlayacak bir egemenlik stratejisinin oluşturulmasıdır.

Biz çerçeve yasanın çıkmasını şartlı bir başlangıç olarak görüyoruz."

'MESELE TBMM ÇATISI ALTINDA ÇÖZÜLMELİ'

Terör meselesinin millet iradesinin temsil edildiği TBMM çatısı altında çözülmesi gerektiğini vurgulayan Öztrak, şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin gözetilmesini istedi.

Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu meselenin, millet iradesinin tecelligâhı Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında çözülmesi gerektiğini her defasında vurguladık, vurgulamaya da devam edeceğiz.

Milletimizin vicdanını yaralayacak, şehit ailelerimizin ve gazilerimizin yüreğini sızlatacak bir sürecin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını bir kere daha hatırlatmak isteriz.

Suriye'de terör örgütünün kendini feshetmesi ve SDG'nin silahlı yapılarının Suriye ordusuna entegrasyonuyla başlayan sürece ilişkin risklerin, devletin istihbarat örgütleri tarafından dikkatle izlenmesi gerektiğini de not etmek istiyoruz."

'ANAYASA'NIN İLK DÖRT MADDESİ TARTIŞILAMAZ'

Üniter devlet yapısı ile Anayasa'nın ilk dört maddesinin CHP açısından tartışmaya kapalı olduğunu belirten Öztrak, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Üniter devlet yapımızın; Anayasamızın devletin şeklini ve Cumhuriyet'in niteliklerini tanımlayan, Türkiye'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, resmî dilini, bayrağını, millî marşını ve başkentini hüküm altına alan ilk dört maddesinin ve milletimizin bölünmez kardeşliğinin bizim için tartışılmaz olduğunu bir defa daha burada tekrarlamak istiyorum."

Kaynak : PERRE