Trump'a sandık darbesi: Gençler Demokratlara döndü, İsrail tartışmanın merkezinde

ANKARA (PERRE) - (ÖZEL HABER) - ABD'de 3 Kasım 2026'da yapılan ara seçimlerde Demokratlar, Kongrenin iki kanadında da çoğunluğu ele geçirerek Başkan Donald Trump'a ağır bir siyasi yenilgi yaşattı. Hayat pahalılığı, İran savaşı ve genç seçmenin değişen tercihleri sonuçta belirleyici olurken, Trump'ın İsrail politikaları da seçimlerin ardından Washington'dan Tel Aviv'e, Avrupa'dan Ankara'ya uzanan tartışmaların odağına yerleşti.

GÜNCEL - 05-11-2026 04:10

ABD'de Cumhuriyetçilerin Kongre üzerindeki kontrolüne son veren ara seçimler, yalnızca Washington'daki güç dengelerini değiştirmekle kalmadı, dünya siyasetinde de yeni bir dönemin kapısını araladı. Demokratlar, Cumhuriyetçilerin geleneksel olarak güçlü olduğu eyaletlerde önemli başarılar elde ederken, Başkan Donald Trump'ın ikinci döneminin kalan iki yılında karşısında her iki kanadı da muhalefetin kontrol ettiği bir Kongre bulunacak.

Seçimlerin ardından Trump ekonomik sorunları ve İran savaşı nedeniyle yükselen akaryakıt fiyatlarını kabul etmekle birlikte yenilgiyi kişisel bir başarısızlık olarak değerlendirmedi. Demokratlar sonuçları halkın değişim talebi olarak yorumlarken, İsrail'de muhalefet Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD'deki siyasi desteği tehlikeye attığını savundu.

Avrupa'da sonuçlar Ukrayna, NATO, ticaret ve enerji güvenliği açısından değerlendirilirken, Türkiye'de ise Washington'da değişen güç dengelerinin F-35 programı, CAATSA yaptırımları ve bölgesel güvenlik politikalarına olası etkileri gündeme geldi.

DEMOKRATLAR CUMHURİYETÇİLERİN KALELERİNİ KAZANDI

ABD'de 435 üyeli Temsilciler Meclisinin tamamı ve 100 üyeli Senatonun yenilenen sandalyeleri için yapılan seçimlerde Demokrat Parti, iki kanatta da çoğunluğu elde etmeyi başardı.

4 Kasım itibarıyla açıklanan sonuçlarda Demokratlar Senatoda en az 54 sandalyeyi garantilerken, Temsilciler Meclisinde de çoğunluk için gerekli 218 sandalye sınırını aştı. Bazı eyaletlerde oy sayımı ve sonuçlara ilişkin süreç devam ettiği için nihai sandalye dağılımının değişebileceği belirtildi.

Seçimin en dikkat çekici sonuçlarından biri Texas'ta yaşandı. Demokrat aday James Talarico, Cumhuriyetçi Ken Paxton'ı yenerek yaklaşık 38 yıl sonra eyaletin Demokrat bir senatör seçmesini sağladı. Demokrat Gina Hinojosa da Cumhuriyetçi Vali Greg Abbott'ı geride bırakarak Texas valiliğini kazandı.

Kansas'ta Adam Hamilton, Cumhuriyetçi Roger Marshall'ı yenerek partisinin 1932'den bu yana eyalette elde edemediği bir Senato zaferine ulaştı. South Carolina, Iowa, Ohio ve North Carolina'da da Demokrat adayların önemli başarıları Cumhuriyetçi Partinin geleneksel seçmen tabanındaki çözülmeyi ortaya koydu.

Seçim sonuçları, Trump'ın 2024 başkanlık seçimlerinde elde ettiği desteğin iki yıl içerisinde önemli ölçüde değiştiğine işaret etti.

TRUMP: 'DEMOKRATLAR İYİ İŞ ÇIKARDI AMA BEN OY PUSULASINDA YOKTUM'

Seçim sonuçlarının ardından Fox News'e konuşan ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçilerin performansının kendisini şaşırttığını söyledi.

Demokratların başarılı bir kampanya yürüttüğünü kabul eden Trump, "Demokratlar iyi iş çıkardı. Gerçekten sıkı mücadele ettiler" değerlendirmesinde bulundu.

Buna karşılık Trump, seçimlerde kendisinin aday olmadığını hatırlatarak Cumhuriyetçi adayların seçmenleri yeterince harekete geçiremediğini savundu. Bazı adayların Cumhuriyetçi seçmenler tarafından benimsenmediğini belirten Trump, kendi adının oy pusulasında bulunması halinde sonucun farklı olacağını ileri sürdü.

Başkan Trump'ın seçim öncesi haftalarda seçmenlerine kendisini adaymış gibi düşünerek oy kullanmaları çağrısında bulunması ise dikkat çekti.

Trump, Kongrede Demokratlarla çalışabileceğini belirtirken, kabul etmediği yasa tekliflerini veto etme yetkisini kullanacağını da açıkladı.

Seçim sonrasındaki ilk kamuoyu önüne çıkışında Beyaz Saray'da yapımı süren balo salonunu gazetecilere gezdiren Trump, seçim sonuçlarından sınırlı ölçüde söz etti. Demokratlarla anlaşabileceğini ancak anlaşma sağlanamaması halinde başkanlık vetosunu kullanabileceğini söyledi.

'SORUN SAVAŞ DEĞİL, BENZİN FİYATLARI'

Trump'ın seçim yenilgisine ilişkin en önemli değerlendirmelerinden biri İran savaşı hakkında oldu.

Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve sekiz ayı aşkın süredir bölgesel gerilimi artıran çatışmalar, küresel enerji piyasalarını ve Amerikan ekonomisini etkiledi.

Trump, İran'a karşı izlediği politikayı savunurken seçmenin özellikle savaşın ekonomik sonuçlarından rahatsız olduğunu kabul etti.

Fox News'e yaptığı açıklamada seçmenin İran politikasına değil, savaş nedeniyle yükselen benzin fiyatlarına tepki gösterdiğini ileri süren Trump, bunun kısa vadeli bir ekonomik maliyet olduğunu savundu.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise Cumhuriyetçilerin yenilgisini daha doğrudan İran savaşıyla ilişkilendirdi. Vance, seçim sonuçlarını değerlendirirken yenilginin nedeninin savaş olduğunu belirterek Trump yönetiminin dış politikasının seçim maliyetine dikkat çekti.

Böylece Cumhuriyetçi yönetimin kendi içerisinde de savaşın seçim sonuçlarına etkisi konusunda farklı değerlendirmeler ortaya çıktı.

SEÇMENİN ÖNCELİĞİ HAYAT PAHALILIĞI OLDU

Seçim sonrası araştırmalar, Amerikan seçmeninin en önemli sorunlarının başında ekonomi, hayat pahalılığı, enflasyon ve yönetimde hesap verebilirlik taleplerinin geldiğini gösterdi.

Çıkış anketlerine göre seçmenlerin yaklaşık onda dokuzu hayat pahalılığını oy tercihlerini etkileyen önemli faktörlerden biri olarak değerlendirdi.

Gıda ve akaryakıt fiyatlarındaki artış, konut maliyetleri ve ithalat tarifelerinin ekonomik etkileri, seçim kampanyasının temel başlıkları arasında yer aldı.

Trump'ın 2024 seçimlerinde enflasyonu düşürme ve Amerikan halkının satın alma gücünü artırma vaatleriyle yeniden başkan seçilmesine karşın ekonomik sorunların devam etmesi, Cumhuriyetçilere yönelik memnuniyetsizliği artırdı.

Seçmenlerin bir bölümünün ayrıca hükümetteki yolsuzluk iddiaları, yürütme yetkilerinin kullanılması ve Kongrenin başkan üzerindeki denetim görevine ilişkin kaygılar taşıdığı belirlendi.

Seçim sonuçları, dış politikadaki gelişmelerin doğrudan gündelik yaşamın maliyetine yansıdığı dönemlerde Amerikan seçmeninin tercihlerini etkileyebildiğini de gösterdi.

GENÇ SEÇMEN TRUMP'TAN UZAKLAŞTI: YÜZDE 70 DEMOKRATLARI DESTEKLEDİ

Ara seçimlerin en dikkat çekici sonuçlarından biri genç seçmenlerin tercihindeki değişim oldu.

Associated Press tarafından gerçekleştirilen seçmen araştırmasına göre 30 yaş altındaki seçmenlerin yaklaşık yüzde 70'i Temsilciler Meclisi seçimlerinde Demokrat adaylara, yüzde 30'u ise Cumhuriyetçi adaylara destek verdi.

Bu tablo, 2024 başkanlık seçimlerinde Donald Trump ile Demokrat aday Kamala Harris arasında daha dengeli dağılan genç seçmen oylarının iki yılda belirgin biçimde değiştiğini ortaya koydu.

Araştırmaya katılan 30 yaş altındaki seçmenlerin yaklaşık yarısı ülkenin gidişatından öfkeli olduğunu belirtirken, her 10 genç seçmenden yaklaşık 6'sı oy tercihinde Trump'a karşı çıkma isteğinin etkili olduğunu ifade etti.

Bununla birlikte gençlerin toplam seçmen kitlesinin yaklaşık yüzde 10'unu oluşturması, seçim sonucunun yalnızca gençlerin oylarıyla açıklanamayacağını gösteriyor.

Genç seçmenlerdeki değişime Latin kökenli seçmenlerin Cumhuriyetçi Partiden uzaklaşması, siyah seçmenlerin Demokratlara yönelmesi ve düşük gelirli seçmenlerin ekonomik memnuniyetsizliği de eşlik etti.

Latin kökenli seçmenlerin yaklaşık yüzde 60'ı Demokrat adayları desteklerken, Cumhuriyetçilerin bu gruptaki desteği yaklaşık üçte bir düzeyinde kaldı.

DEMOKRATLAR: 'TRUMP İÇİN DEĞİL, AMERİKAN HALKI İÇİN ÇALIŞIYORUZ'

Seçim zaferinin ardından Demokrat Parti yönetimi, yeni dönemde Kongrenin denetim yetkilerini daha etkin kullanacaklarını açıkladı.

Temsilciler Meclisindeki Demokratların lideri Hakeem Jeffries, seçim sonuçlarının Amerikan halkının yönetimde değişim istediğini gösterdiğini belirtti.

Jeffries, Donald Trump için değil, Amerikan halkı için çalıştıklarını vurgulayarak Temsilciler Meclisinin Beyaz Saray yönetiminin kontrolünde hareket ettiği dönemin sona erdiğini söyledi.

Demokratların yeni dönemde hayat pahalılığıyla mücadele, sağlık hizmetlerine erişim, gümrük tarifeleri ve İran savaşının denetlenmesine öncelik vermesi bekleniyor.

Parti yönetimi, Trump yönetiminin faaliyetlerinin Kongre komisyonlarında incelenebileceği mesajını da verdi.

Ancak Kongrenin iki kanadının Demokratların kontrolüne geçmesi, Trump'ın başkanlık yetkilerini kaybettiği anlamına gelmiyor. Başkanın veto hakkı ve dış politikadaki yürütme yetkileri devam ederken, Demokratların yasama, bütçe ve atamalar üzerindeki gücü artacak.

Yeni Kongre 3 Ocak 2027'de göreve başlayacak.

İSRAİL TRUMP'IN SEÇİM YENİLGİSİNİN SORUMLUSU MU?

ABD seçimlerinin ardından en çok tartışılan sorulardan biri, Trump'ın İsrail'e verdiği desteğin Cumhuriyetçilerin yenilgisindeki rolü oldu.

Bu soruya bütün seçim sonucunu açıklayan tek bir neden üzerinden yanıt vermek mümkün değil. Seçmen araştırmaları ekonomi, hayat pahalılığı ve yönetime duyulan güvensizliği öne çıkarırken, İsrail'in Gazze politikaları ve ABD'nin İran savaşına katılması da siyasal tepkiyi besleyen gelişmeler arasında yer aldı.

Özellikle Gazze'deki savaş ve İran'a yönelik askeri operasyonlar, Demokrat Parti tabanında ve genç seçmenler arasında İsrail'e verilen koşulsuz desteğin sorgulanmasını hızlandırdı.

Haziran 2026'da Quinnipiac Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada Amerikalı seçmenlerin yüzde 48'i, Demokrat seçmenlerin ise yüzde 66'sı ABD'nin İsrail'e gereğinden fazla destek verdiğini ifade etmişti.

Bu oranlar, ABD'de uzun yıllardır iki büyük partinin ortaklaştığı İsrail politikasının giderek daha fazla tartışıldığını gösterdi.

Ancak söz konusu veriler İsrail'in tek başına Cumhuriyetçi yenilgisinin sorumlusu olduğunu kanıtlamıyor. Savaş karşıtlığı, İsrail'e yönelik eleştiriler, yükselen akaryakıt fiyatları ve Trump yönetiminin ekonomik performansına duyulan tepki birbirini etkileyen ancak ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken nedenler olarak öne çıkıyor.

TRUMP SEÇİM GÜNÜ İSRAİL'E 4 MİLYAR DOLARLIK YARDIMIN KESİLECEĞİNİ AÇIKLADI

Seçimlerin İsrail açısından önemini artıran bir başka gelişme, Trump'ın sandıkların kurulduğu 3 Kasım günü yaptığı açıklama oldu.

Trump, ABD'nin İsrail'e sağladığı yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık askeri yardımı 2026 sonunda durduracağını söyledi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bu konuda daha önce anlaştıklarını ileri süren Trump, İsrail'in ekonomik olarak güçlü bir ülke olduğunu ve artık yardıma ihtiyaç duymadığını savundu.

Trump, yardım konusunun Demokrat adaylar tarafından Cumhuriyetçilere karşı kullanıldığını da açıkça dile getirdi.

Ancak ABD ile İsrail arasındaki mevcut askeri yardım düzenlemesi yıllık 3,8 milyar dolar destek öngörüyor ve 2028'e kadar devam ediyor. Trump'ın açıklamasının bu düzenlemeyi nasıl değiştireceğine ilişkin ayrıntılar henüz netleşmedi.

Dolayısıyla yardımın kesileceğine ilişkin açıklama, uygulanmış ve tamamlanmış bir karar olarak değil, Trump'ın duyurduğu politika değişikliği olarak değerlendiriliyor.

MICHIGAN'DA İSRAİL POLİTİKASINA ELEŞTİRİ GETİREN ADAY KAZANDI

İsrail politikasının seçimlerdeki etkisini gösteren örneklerden biri Michigan eyaletinde yaşandı.

Demokrat aday Abdul El-Sayed, Cumhuriyetçi Mike Rogers'ı yenerek ABD Senatosuna seçilen ilk Müslüman oldu.

Seçim kampanyasında ABD'nin İsrail'e askeri desteğini eleştiren El-Sayed, Amerikan kaynaklarının başka ülkelerde yürütülen askeri operasyonlar yerine ülkedeki ekonomik ve sosyal ihtiyaçlara ayrılması gerektiğini savundu.

El-Sayed'in zaferi, İsrail'e yönelik eleştirel yaklaşımın önemli eyaletlerde seçim kazanmanın önünde mutlak bir engel olmadığını ortaya koydu.

Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) ve İsrail yanlısı siyasi bağış kuruluşlarının seçim kampanyalarındaki rolü de yeniden tartışılmaya başlandı.

Demokrat Parti içerisindeki farklı görüşler devam etmekle birlikte, İsrail'e yönelik askeri yardımların koşullandırılması veya sınırlandırılmasını savunan siyasetçilerin Kongredeki ağırlığının artması bekleniyor.

İSRAİL'DE NETANYAHU'YA TEPKİ: 'ABD'DEKİ DESTEĞİ KAYBEDİYORUZ'

Demokratların Kongrede çoğunluğu kazanması İsrail siyasetinde de tartışmalara yol açtı.

İsrail'deki Demokratlar partisinin lideri Yair Golan, seçim sonuçlarının Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD siyasetindeki konumunu zayıflattığını savundu.

Golan, Netanyahu'nun yalnızca Demokratlar arasında değil, Cumhuriyetçiler arasında da giderek daha fazla tepki çektiğini ileri sürerek İsrail'in uluslararası yaptırımlar ve diplomatik yalnızlaşma riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet liderlerinden Yair Lapid de ABD seçimlerinin sonuçlarının Netanyahu'nun liderliğinde kurulabilecek bir ulusal birlik hükümetinin ihtimalini ortadan kaldırdığını savundu.

İsrail'deki tartışmalar, 27 Ekim 2026'da yapılan parlamento seçimlerinin ardından hükümet kurma arayışlarının sürdüğü bir dönemde yaşandı.

Netanyahu'nun liderlik ettiği blok 120 üyeli parlamentoda 53 sandalye kazanarak hükümet kurmak için gerekli 61 sandalye çoğunluğuna ulaşamadı.

Bu nedenle Washington'daki siyasi değişim, İsrail'in kendi içindeki hükümet krizine ilişkin tartışmaları da etkiledi.

İSRAİL BASININDA 'AĞIR DARBE' YORUMLARI

İsrail medyasında Amerikan seçimleri, Trump'ın yenilgisinin ötesinde İsrail'in Washington'daki siyasi etkisinin geleceği açısından ele alındı.

Maariv ve diğer İsrail yayın organlarındaki değerlendirmelerde Demokratların başarısının İsrail için yeni diplomatik sorunlar doğurabileceği belirtildi.

Yorumlarda, ABD'deki İsrail desteğinin geçmişte Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında geniş bir uzlaşmaya dayandığı, buna karşılık özellikle Netanyahu'nun son yıllardaki politikaları nedeniyle ilişkilerin giderek parti siyasetine bağlı hale geldiği vurgulandı.

Yeni Kongrede İsrail'e yönelik silah satışları, askeri yardımlar, Gazze politikaları ve İran'a karşı operasyonların daha yoğun denetlenebileceği değerlendiriliyor.

Bununla birlikte Demokratların tamamı İsrail'e verilen desteğin kesilmesini savunmuyor. Parti içerisinde İsrail'in güvenliğini destekleyen ancak Netanyahu hükümetinin politikalarını eleştiren önemli bir siyasi kesim de bulunuyor.

AVRUPA'DA SEÇİMLERİN YANKISI: UKRAYNA, NATO VE TİCARET

Demokratların zaferi Avrupa'da farklı siyasi çevrelerden farklı tepkiler aldı.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Amerikan seçmeninin insanları yoksullaştıran politikalara, nefrete, cinsiyetçiliğe ve iklim değişikliğini reddeden yaklaşımlara karşı oy kullandığını savundu.

Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, sonuçları Amerikan seçmeninin siyasi yön değişikliğini gösteren güçlü bir işaret olarak değerlendirdi. Støre, iklim, çevre ve dış politika alanlarında Avrupa'ya daha yakın seslerin Amerikan siyasetinde güç kazandığını belirtti.

Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Christel Schaldemose ise sonuçların Ukrayna'ya destek, yeşil dönüşüm ve uluslararası ilişkiler açısından olumlu gelişmelere imkan sağlayabileceğini ifade etti.

Ancak Schaldemose, Avrupa Birliği'nin savunma ve güvenlik alanlarında kendi kapasitesini güçlendirme hedefinden vazgeçmemesi gerektiğini vurguladı.

Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure de Trump'ın seçimlerden gerekli dersleri çıkarıp çıkarmayacağının önümüzdeki dönemde görüleceğini belirtti.

Avrupa'daki sağ partilerden de farklı değerlendirmeler geldi. Almanya'da AfD Eş Genel Başkanı Alice Weidel, Trump'ın askeri müdahalelerden uzak durma yönündeki seçim vaatleriyle İran'a yönelik politikası arasında çelişki bulunduğunu savundu.

Avrupa'da ortaya çıkan ortak tartışma, Kongrenin Demokratların kontrolüne geçmesinin ABD'nin dış politikasını ne ölçüde değiştirebileceği üzerinde yoğunlaştı.

TÜRKİYE AÇISINDAN F-35, CAATSA VE KAAN DOSYALARI ÖNE ÇIKIYOR

ABD seçim sonuçlarının Türkiye bakımından en önemli etkilerinin savunma sanayisi ve bölgesel dış politika alanlarında ortaya çıkabileceği değerlendiriliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasındaki kişisel diplomatik temaslar, iki ülke ilişkilerinde son dönemde önemli bir yer tutarken, Demokratların Kongrede çoğunluğu elde etmesi Washington'daki karar alma süreçlerinde yeni bir denge oluşturacak.

Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemleri nedeniyle F-35 programından çıkarılması ve CAATSA yaptırımlarına tabi tutulması, ikili ilişkilerde çözüm bekleyen başlıca konular arasında yer alıyor.

Trump, Temmuz 2026'da Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi sırasında Türkiye'ye uygulanan yaptırımların kaldırılması ve F-35 savaş uçaklarına erişim konusunda olumlu mesajlar vermişti.

Ancak bu başlıklardaki hukuki ve siyasi sorunlar henüz tamamen çözümlenmedi.

Demokratların Kongreyi kontrol etmesiyle dış ilişkiler, savunma bütçesi ve silah satışlarını denetleyen komisyonlarda yeni bir siyasi ağırlık oluşacak. Bu durum Türkiye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması veya savunma anlaşmalarının hayata geçirilmesi konusunda daha kapsamlı Kongre incelemelerine yol açabilecek.

Öte yandan Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN için motor tedariki konusunda daha önce verilen ihracat izinleri de savunma iş birliğinin önemli başlıkları arasında bulunuyor.

Kongredeki yeni çoğunluk, mevcut anlaşmaları otomatik olarak ortadan kaldırmamakla birlikte ilerleyen süreçte alınacak kararların siyasi ve hukuki denetimini artırabilecek.

ANKARA-WASHINGTON HATTINDA YENİ DENGE

Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler yalnızca savunma sanayisiyle sınırlı değil. Suriye, İran, Doğu Akdeniz, Ukrayna savaşı, NATO politikaları ve enerji güvenliği de iki ülke arasındaki temel gündem başlıklarını oluşturuyor.

Özellikle İran savaşının bölgesel güvenlik ve petrol fiyatları üzerindeki etkileri Türkiye açısından doğrudan önem taşıyor.

Demokratların Kongrede çoğunluğu elde etmesi, ABD'nin İran politikasının ve Orta Doğu'daki askeri operasyonlarının daha yoğun denetlenmesine imkan sağlayabilir. Ancak Trump'ın yürütme yetkilerinin devam etmesi nedeniyle Washington'un dış politikasında kısa vadede otomatik bir değişiklik beklenmiyor.

Türkiye açısından yeni dönemin temel sorularından biri, Erdoğan-Trump arasındaki doğrudan diplomatik ilişkilerin Kongredeki yeni güç dengesi karşısında nasıl işleyeceği olacak.

Özellikle F-35, CAATSA ve Doğu Akdeniz başlıklarında Kongrede bulunan farklı siyasi grupların yaklaşımları, Ankara-Washington ilişkilerinin geleceğini etkilemeye devam edecek.

TRUMP'IN KALAN İKİ YILINDA NE DEĞİŞECEK?

3 Kasım seçimlerinin ardından Donald Trump'ın başkanlık görevi devam ederken, Cumhuriyetçi Partinin Kongre üzerindeki kontrolü sona ermiş oldu.

Demokratlar, Ocak 2027'den itibaren bütçe görüşmeleri, başkanlık atamaları, dış politika ve yürütmenin denetlenmesi süreçlerinde daha etkili hale gelecek.

Temsilciler Meclisinde soruşturma komisyonlarının kurulması, Senatoda başkanlık tarafından yapılan bazı atamaların engellenmesi ve uluslararası askeri yardımların daha yoğun tartışılması yeni dönemin önemli başlıkları arasında bulunuyor.

Ancak Demokratların seçimi kazanması, Trump'ın bütün politikalarını değiştirebilecekleri anlamına gelmiyor. Başkanlık vetosu, iki parti arasındaki olası uzlaşmazlıklar ve dış politikada yürütme organının sahip olduğu yetkiler Amerikan siyasetindeki yeni dengeyi belirleyecek.

Seçimlerden çıkan tablo, Cumhuriyetçi Parti için yalnızca bir sandalye kaybına işaret etmiyor. Trump'ın 2024'te iktidara dönmesini sağlayan seçmen koalisyonunun önemli ölçüde değiştiğini, ekonomik sorunların ve dış politikadaki askeri müdahalelerin siyasetteki etkisini ortaya koyuyor.

İsrail'e yönelik desteğin geleceği, İran savaşının seyri, Avrupa'nın güvenliği ve Türkiye ile savunma iş birliği ise yeni Kongrenin göreve başlamasının ardından Washington'da en fazla tartışılacak uluslararası konular arasında yer alıyor.

ABD seçmeni Kongrenin kontrolünü değiştirdi. Şimdi yanıt bekleyen soru, bu değişimin yalnızca Amerikan iç siyasetini mi, yoksa Washington'un dünyayla kurduğu ilişkileri de mi dönüştüreceği.

Kaynak : PERRE

Günün Diğer Haberleri