Eğitimci iş insanı Mustafa Yılmaz, yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla öğrenciler, öğretmenler ve velilere yönelik bir mesaj yayımladı.
Adıyaman'da 6 Şubat depremlerinin ardından karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin barınma ve okul binalarındaki yetersizlik olduğunu hatırlatan Yılmaz, kalıcı konutların teslim edilmeye başlanması ve yıkılan okulların yerine modern, güvenli eğitim yapılarının inşa edilmesinin kent için önemli bir rahatlama sağladığını söyledi.
Devletin fiziki altyapı konusunda üzerine düşeni büyük ölçüde yerine getirdiğini ifade eden Yılmaz, bundan sonraki aşamada eğitimin niteliğine odaklanılması gerektiğini vurguladı.
"YENİ BİNALARIN İÇİNİ NASIL DOLDURACAĞIZ?"
Eğitimde başarının yalnızca okul binalarının sağlamlığı ve sınıfların yenilenmesiyle sağlanamayacağını belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
"Yaz tatilinin ardından zil yeniden çalıyor; öğrenciler, öğretmenler ve veliler için yeni bir eğitim-öğretim yılı başlıyor. Adıyaman açısından bu yılın anlamı biraz daha farklı. Depremlerin ardından yaşadığımız en büyük sıkıntılardan biri, barınma ve okul binalarının yetersizliğiydi. Kalıcı konutların teslim edilmeye başlanması, yıkılan okulların yerine modern ve güvenli binaların yapılması şehrimiz adına önemli bir rahatlama sağladı. Şimdi asıl soru şudur: Bu yeni binaların içini nasıl bir eğitim anlayışıyla dolduracağız?"
"DİSİPLİN, BASKI VE KORKU DEMEK DEĞİLDİR"
Okullarda çalışma ciddiyetinin ve sorumluluk bilincinin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, disiplin kavramının baskı veya korku iklimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Yılmaz, "Disiplin; öğrencinin okula zamanında gelmesi, derse hazırlıklı olması, öğretmenini dinlemesi, sorumluluklarını bilmesi ve okul kurallarına uymasıdır. Kuralların açık olduğu, emek ve başarının değer gördüğü bir okul ortamı hem öğrenciyi rahatlatır hem de öğretmenin verimini artırır. Başarı tesadüfle değil, düzenli ve kararlı bir eğitim iklimiyle gelir." dedi.
"KONTROLSÜZ TEKNOLOJİ KULLANIMI DİKKATİ TÜKETİYOR"
Akıllı telefon, tablet ve sosyal medya kullanımının öğrencilerin zamanını ve dikkatini önemli ölçüde etkilediğini belirten Yılmaz, teknoloji kullanımında aileler ile öğretmenlerin ortak hareket etmesi gerektiğini kaydetti.
Gece geç saatlere kadar ekran başında kalan ve sürekli kısa videolar arasında dolaşan bir öğrenciden ertesi gün derste tam verim beklemenin gerçekçi olmadığını dile getiren Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
"Teknoloji çağımızın vazgeçilmezidir. Doğru kullanıldığında büyük bir imkan, kontrolsüz kullanıldığında ise ciddi bir dikkat dağınıklığı kaynağıdır. Aileler ve öğretmenler ortak bir tavır geliştirmeli; çocuklara yasakçı bir yaklaşım yerine bilinçli kullanım alışkanlığı kazandırmalıdır."
"EĞİTİMİN YÜKÜ YALNIZCA ÖĞRETMENE BIRAKILMAMALI"
Okulda verilen eğitimin evde de desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, veliliğin çocuğu sabah okula bırakıp akşam almakla sınırlı olmadığını söyledi.
Ailelerin öğretmenlerle iletişim kurması, veli toplantılarına katılması ve çocuğun ders çalışma, uyku ve beslenme düzenini takip etmesi gerektiğini belirten Yılmaz, "Okul ile aile aynı hedefe baktığında öğrencinin başarısı tesadüfe kalmaz; ortak bir emeğin sonucu haline gelir." ifadelerini kullandı.
"GENÇLERE BASKIDAN ÇOK YÖN, NASİHATTEN ÇOK GÜVEN GEREKİR"
Bugünün gençlerinin bilgiye önceki nesillere göre daha hızlı ulaştığını ve dünyayı farklı pencerelerden takip ettiğini ifade eden Yılmaz, gençleri sürekli eleştirmenin kuşaklar arasındaki mesafeyi büyüttüğüne dikkat çekti.
Yılmaz, "Gençleri kendi dönemimizin kalıplarına hapsetmek iletişimi güçlendirmez. Yapılması gereken onları dinlemek, ilgi alanlarını görmek, yeteneklerini fark etmek ve doğru rehberlik yapmaktır. Gençlere baskıdan çok yön, nasihatten çok güven gerekir." dedi.
"HER GENCİN ÜNİVERSİTE OKUMASI GEREKTİĞİ ANLAYIŞI DEĞİŞMELİ"
Gençlere yapılacak rehberliğin en önemli başlıklarından birinin meslek seçimi olduğunu belirten Yılmaz, herkesin mutlaka üniversite eğitimi alması gerektiğine yönelik anlayışın yeniden değerlendirilmesini istedi.
Bir tarafta iş bulmakta zorlanan üniversite mezunları, diğer tarafta sanayide ihtiyaç duyulan teknisyen, makine operatörü ve usta açığı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, Adıyaman'ın yeniden ayağa kalkması ve üretim gücünün artırılması için meslek sahibi gençlere ihtiyaç olduğunu söyledi.
Yılmaz, şöyle devam etti:
"Adıyaman'ın yeniden ayağa kalkması, sanayimizin gelişmesi ve ülkemizin üretim gücünün artması için yalnızca diploma sahibi değil; iş bilen, üreten ve sahada karşılığı bulunan nitelikli gençlere ihtiyacımız var. El becerisi olan, üretime, teknolojiye ve uygulamalı alanlara ilgi duyan çocukların meslek liselerine yönlendirilmesi bir kayıp değil, doğru bir yatırımdır."
"ARA ELEMAN DEĞİL, ARANAN ELEMAN EKSİKLİĞİ VAR"
Mesleki ve teknik eğitime yönelik toplumsal bakışın değişmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, piyasadaki asıl ihtiyacın "ara eleman" değil, alanında uzman ve "aranan eleman" olduğunu dile getirdi.
Teknik liselerden geçerli bir meslek edinerek mezun olan gençlerin erken yaşta üretime katılabileceğini, gelir elde edebileceğini ve kendi ayakları üzerinde durabileceğini belirten Yılmaz, Organize Sanayi Bölgesi'ndeki fabrikalar ile mesleki ve teknik liseler arasında güçlü iş birlikleri kurulmasını önerdi.
Yılmaz, "Öğrenciler işi yalnızca kitapta değil, üretimin içerisinde ve sahada da öğrenmelidir. Okullar ile sanayi kuruluşları arasında kurulacak güçlü iş birliği hem gençlerin istihdamını kolaylaştıracak hem de işletmelerin nitelikli çalışan ihtiyacını karşılayacaktır." ifadelerini kullandı.
"EĞİTİM SADECE SINAV, NOT VE MESLEKTEN İBARET DEĞİLDİR"
Öğrencilerin bedensel, ruhsal ve sosyal gelişiminin de akademik başarı kadar önemli olduğuna dikkat çeken Yılmaz, okullarda spor, sanat ve kulüp faaliyetlerine daha fazla alan açılması gerektiğini söyledi.
Bir spor dalıyla ilgilenen, enstrüman çalan veya bir hobi edinen gencin enerjisini doğru alanlara yönlendireceğini belirten Yılmaz, bu faaliyetlerin öğrencilerin özgüven kazanmasına, kötü alışkanlıklardan uzak durmasına ve hayatlarını daha planlı yaşamalarına katkı sağlayacağını ifade etti.
"GERÇEK BAŞARI EĞİTİMİN NİTELİĞİYLE ÖLÇÜLECEK"
Adıyaman'ın yeni eğitim-öğretim yılına fiziki açıdan daha güçlü başladığını belirten Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Gerçek başarı, binaların sağlamlığından çok o binalarda verilen eğitimin niteliğiyle ölçülecektir. Disiplinli, planlı, aileyle iş birliği içerisinde, teknolojiyi doğru kullanan ve gençleri yeteneklerine göre yönlendiren bir eğitim anlayışı kurabilirsek bu yıl yalnızca yeni bir dönem değil, aynı zamanda güçlü bir başlangıç olabilir.
Yeni eğitim-öğretim yılının öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize ve Adıyaman'ımıza hayırlı olmasını diliyorum. Dileğimiz; yalnızca okulların açıldığı değil, umudun, emeğin ve başarının da yeniden güç kazandığı bir yıl yaşamaktır."
Kaynak : PERRE

