YENİ Parti Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen otoyol, çevre yolu ve bağlantı yollarının özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

"Milletin Geliri, Faiz ve Rant Düzenine Feda Edilemez" başlığıyla yayımlanan açıklamada, söz konusu kararın yalnızca mülkiyet üzerinden değerlendirilemeyeceği; asıl tartışılması gereken konunun işletme yetkisi, fiyat belirleme gücü ve 30 yıllık kamu gelirinin devri olduğu belirtildi.

"BU KARAR 30 YILLIK GELİR VE YETKİ DEVRİDİR"

YENİ Parti Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile köprü ve otoyolların 30 yıl süreyle özelleştirilmesinin önünün açıldığını hatırlattı.

Kararın işletme hakkı devri, kiralama, gayri ayni hak tesisi, gelir ortaklığı ve mevzuatın izin verdiği diğer yöntemlerin tek başına veya birlikte uygulanmasına imkan tanıdığı belirtilen açıklamada, özelleştirme işlemlerinin 31 Aralık 2031'e kadar tamamlanmasının öngörüldüğü kaydedildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığının varlıkların satılmadığı ve mülkiyetin devlette kalacağı yönündeki açıklamasını değerlendiren Konsey, şu ifadeleri kullandı:

"Tartışmanın özü, tapunun kimin üzerinde kalacağı değildir. Asıl mesele, 30 yıl boyunca işletme yetkisinin, fiyatlama gücünün ve düzenli kamu gelirinin kimde olacağıdır. Mülkiyetin kağıt üzerinde devlette kalması; milletin 30 yıllık gelirinin ve kamusal işletme yetkisinin özel sektöre bırakıldığı gerçeğini değiştirmez."

"MİLLET BU KÖPRÜ VE OTOYOLLARIN BEDELİNİ ZATEN ÖDEDİ"

Özelleştirme kapsamına alınan varlıkların sıfırdan yapılacak projeler olmadığının vurgulandığı açıklamada, köprü ve otoyolların yatırım maliyetlerinin önceki kuşakların vergileriyle karşılandığı belirtildi.

Borçları biten ve düşük işletme maliyetiyle düzenli gelir sağlayan kamu varlıklarının uzun süreli olarak özel sektöre devredilmesine itiraz eden Konsey, "Millet bu köprü ve otoyolların bedelini zaten ödemiştir. Şimdi aynı millet, kendi varlığını kullanabilmek için özel işletmecinin finansman maliyetini ve karını da ödemeye zorlanacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

"GELECEKTEKİ GELİR BUGÜNDEN ELDEN ÇIKARILIYOR"

Yapılmak istenen işlemin gelecekte oluşacak nakit akışının indirimli değer üzerinden bugünden elden çıkarılması anlamına geldiğini savunan Konsey, devletin tek seferlik gelir elde ederken 30 yıl boyunca kasasına girecek düzenli gelirden vazgeçeceğini belirtti.

Özelleştirmeden elde edilecek kaynağın bütçe açıkları ve faiz harcamaları içerisinde kısa sürede eriyeceği öne sürülen açıklamada, vazgeçilen kamu gelirinin 30 yıl boyunca geri gelmeyeceğine dikkat çekildi.

Konsey, "İki Boğaz köprüsü ve otoyollardan 30 yılda elde edilecek toplam gelir, yalnızca 2026 yılında merkezi yönetim bütçesinden faize ödenecek tutarın altıda birine bile ulaşmamaktadır. İktidar, izlediği ekonomi programının küçük bir bölümünü finanse edebilmek için gelecek kuşakların 30 yıllık gelirinden vazgeçmektedir." ifadelerini kullandı.

"2012'DE REDDEDİLEN İŞLEM BUGÜN NEDEN YENİDEN GÜNDEMDE?"

Açıklamada, aynı köprü ve otoyolların 2012 yılında da özelleştirilmek istendiği hatırlatıldı.

İki köprü ve sekiz otoyolun 25 yıllık işletme hakkı için verilen 5,7 milyar dolarlık teklifin, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yetersiz bulunarak iptal edildiği belirtilen açıklamada, Erdoğan'ın o dönem teklif edilen bedelin kabul edilmesini "vatana ihanet" olarak nitelendirdiği aktarıldı.

2012 yılında Türkiye'nin dış finansmana daha düşük maliyetle eriştiğine, ülke risk primi ve küresel faizlerin bugüne göre daha düşük olduğuna işaret eden Konsey, mevcut finansman koşullarının özelleştirme bedelini aşağı çekebileceğini savundu.

Açıklamada şu soruya yer verildi:

"2012'de 5,7 milyar dolarlık teklifi kabul etmek 'vatana ihanet' ise çok daha ağır finansman koşullarında bu varlıkların 30 yıllık gelirini devretmek nedir? O günden bugüne değişen köprülerin değeri değil, iktidarın nakit ihtiyacının büyümesidir."

"FİNANSMAN MALİYETİNİ VE ŞİRKET KARINI VATANDAŞ ÖDEYECEK"

İhaleyi kazanacak şirketin devlete ödediği bedeli, finansman maliyetini ve hedeflediği karı mümkün olan en kısa sürede geri almak isteyeceğini belirten Konsey, bunun geçiş ücretlerine artış olarak yansıyabileceğini ifade etti.

Kamu hizmeti anlayışıyla belirlenen ücretlerin özel işletmecinin bilanço hesabına bağlanacağı savunulan açıklamada, bayramlarda ücretsiz geçiş, belirli gruplara indirim ve olağanüstü dönemlerde toplumun ihtiyaçlarını gözeten uygulamaların da sınırlandırılabileceği belirtildi.

Konsey, bu uygulamaların sürdürülmesi halinde kamu bütçesinden işletmeci şirkete ödeme yapılmasının gündeme gelebileceğini öne sürerek, "Vatandaş önce geçiş ücretini, ardından şirketlere yapılacak olası ödemeleri vergileriyle karşılamak zorunda kalabilir." uyarısında bulundu.

"KGM HAZİNE TRANSFERLERİNE DAHA BAĞIMLI HALE GELEBİLİR"

Köprü ve otoyollardan sağlanan gelirin Karayolları Genel Müdürlüğünün faaliyetleri ile karayolu altyapısının finansmanında kullanıldığına dikkat çekilen açıklamada, bu gelirin sistemden çıkarılmasının KGM'yi Hazine transferlerine daha bağımlı hale getirebileceği savunuldu.

Konsey, "Kısa vadeli nakit girişi uğruna sürekli gelirden vazgeçmek maliye politikası değil, geleceği bugüne bozdurmaktır." değerlendirmesini yaptı.

"ULAŞIM GÜVENLİĞİ ŞİRKETLERİN MALİYET HESABINA BIRAKILAMAZ"

Boğaz köprülerinin yalnızca gelir getiren ulaşım varlıkları olmadığı belirtilen açıklamada, bu yapıların İstanbul'un iki yakası arasındaki erişim, kıtalar arası taşımacılık, ticaret ve afet yönetimi açısından stratejik öneme sahip olduğu vurgulandı.

Özelleştirme kapsamındaki otoyolların sınır kapıları, limanlar, sanayi bölgeleri ve lojistik merkezleri arasında bağlantı sağladığına dikkat çeken Konsey, bu hatların karayolu, demiryolu ve denizyolunu birlikte ele alan bütünleşik bir kamu ulaşım politikası içerisinde yönetilmesi gerektiğini bildirdi.

Açıklamada, kritik ulaşım hatlarının aksaması veya hizmet dışı kalmasının günlük ulaşım ve ticaretin yanı sıra afet anındaki acil müdahale, tahliye, insani yardım ve toparlanma kapasitesini de olumsuz etkileyebileceği belirtildi.

"KÖPRÜ BAKIMI KURUMSAL HAFIZA GEREKTİRİYOR"

Köprü ve otoyolların güvenliğinin yalnızca dönemsel bakım ve onarımdan ibaret olmadığı ifade edilen açıklamada; yapısal sağlık izleme sistemleri, sensörler, deprem erken uyarısı, trafik kontrolü ve acil durum planlamasının bir bütün halinde yürütülmesi gerektiği kaydedildi.

Konsey, 2004 yılında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde yaşanan askı halatı kopmasının ardından KGM tarafından yürütülen büyük onarım projeleri kapsamında 236 askı halatının tamamının yenilendiğini ve ana kablolarda yapısal güçlendirme çalışmaları gerçekleştirildiğini hatırlattı.

Bu çalışmaların köprü bakımında uzmanlık, sürekli izleme, yüksek maliyet ve yıllara dayanan kurumsal hafızanın önemini gösterdiği belirtilen açıklamada, uzun süreli işletme hakkı devri öncesinde yanıtlanması gereken sorular şöyle sıralandı:

"Bakım ve güçlendirme giderlerini kim karşılayacaktır? Bakım standartları ile yapısal izleme verileri nasıl denetlenecektir? Afet anındaki karar ve müdahale yetkisi kimde olacaktır?"

Konsey, bu soruların kamuoyuna açık ve ayrıntılı biçimde cevaplandırılmasını istedi.

"CUMHURİYET'İN VARLIKLARI MALİKANE DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ"

Açıklamada, Osmanlı maliyesinin kriz dönemlerinde bugünkü bütçeyi rahatlatmak amacıyla gelecekteki kamu gelirlerini peşin bedel karşılığında özel kişilere devrettiği malikane sistemiyle günümüzde yapılmak istenen işlem arasında benzerlik kuruldu.

Malikane sisteminde Hazinenin kısa vadede nakit elde ederken uzun yıllar boyunca sağlayacağı gelirden vazgeçtiği belirtilen açıklamada, şu değerlendirmeye yer verildi:

"Bugün yapılmak istenen işlem aynı mali mantığı taşımaktadır. Devlet, düzenli gelirini peşin bedelle devrediyor; bugünün harcamasını geleceğin geliriyle finanse ediyor. Mali sorunların nedenleri çözülmüyor, yalnızca gelecek kuşaklara aktarılıyor. Cumhuriyet'in stratejik varlıkları, Osmanlı maliyesinin kriz dönemlerinde başvurduğu malikane düzeniyle yönetilemez."

KARARIN GERİ ÇEKİLMESİ İSTENDİ

YENİ Parti Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, açıklamasının sonunda 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın geri çekilmesini istedi.

Bugüne kadar yapılan değerleme çalışmaları, danışmanlık sözleşmeleri, fizibilite raporları ve ihale hazırlıklarının kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulunan Konsey, hükümetin döviz, gelir veya geçiş garantisi verilmeyeceğini açıkça taahhüt etmesi gerektiğini belirtti.

Bakım ve güçlendirme planlarının TBMM'nin denetimine sunulmasını isteyen Konsey, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Karlı kamu varlıklarından elde edilen gelir, birkaç yıllık bütçe açığını kapatmak için değil; ulaşım güvenliğini artırmak, mevcut altyapıyı güçlendirmek ve yeni kamusal yatırımları finanse etmek için kullanılmalıdır. Kamu varlıkları, siyasi iktidarların nakit ihtiyacını karşılayacak bir kasa değildir.

Bu köprüler ve otoyollar iktidarın değil, milletindir. Milletin 30 yıllık gelirini bugünün faiz faturasına ve yeni bir rant transferine kurban ettirmeyeceğiz. Cumhuriyet'in birikimine, kamunun gelirine ve yurttaşlarımızın güvenli ulaşım hakkına sahip çıkacağız."

Kaynak : PERRE